ANADOLUYA SIĞINAN SANAYİCİ. PERDE BİLMEM KAÇ
ilkerilgen tarafından, Genel kategorisi altında, 07 Mart 2010 tarihinde gönderildi
İzlediğim bir reklam ile çileden çıktım . Bu memleketin taşından toprağından ekmeğini çıkarmaya çalışan anadolu insanına yılllarca ucuz ,kalitesiz ve eski teknoloji malları satan birçok markanın grubu şimdi yeniden anadolu yollarına düşmüş görünüyor.
Hep söylüyorum Kendi mağzalar zincirinde rakip firmnın ürünlerini satmaya çalışan bir marka yenilgiyi kabul etmiş bir markadır değilmidir ? Kendi ürünlerinin kalitesinden daha üstün gördüğü bir malı satabilirmi ? 2001 yılına kadar üretimi 30 yıl önce bitmiş güvenliği lüks saydığı otomobilleri kendi halkına satan kaç dünya sanayicisi vardır ?
Bizim 78 model arabamıza karşılık o 20 yıl sonra bile aynı arabayı makyajlayıp sattılar.Üzerinede en iyi yerli yazmayıda ihmal etmediler. Üretimi ülkesinden yapılan bir ürün yerlimidir sorusunu kendilerine sormadılarmı ?
Kısaca markaya değeri ona inanan insanlar veriyorsa üzgünüm ki o güveni ve inancı çoktan kaybettiniz. Size hayırlı olsun.
Uzak durun evimden.
İŞÇİ KÖLE MİDİR ?
ilkerilgen tarafından, Genel kategorisi altında, 17 Şubat 2010 tarihinde gönderildi
İşverenler personelinin verimsizliğinden personel iş yerinin düzensizliğinden ve maaşlarından şikayet ederler.
Bu genel sorununda kendine özgü bir kısır döngüsü vardır ve düzen bu şekilde sürüp gider.
Sorunun çözümü için ne işverenler bir uzmana danışır nede personel kendini geliştirmeye çalışır. Yazım kendini geliştirmeye çalışmayan ama personelinden bunu bekleyen bir iş veren üzerine.
Öncelikle şunu söylemem gerekiyor. İş veren öncelikle çalışanlarına her verdiği işi muntazam bir şekilde yapmasını bekleyemez..Bu günümüz insanlığa aykırı bir davranıştır.
Bilgisi, becerisi ve fiziksel ücünün üzerinde herhangi bir işin yapılmasını beklemenin hiçbir bilimsel ve insani bir tarafı yoktur.
Diğer konu ise işçiye verilen maaşın karşılığını alma çabası ve bunun kullanılması.Öncelikle hiçbir iş veren personeline sana maaşını ben veriyorum bana karşılığını vermelisin diyemez. Bunu asla dile bile getiremez. O kişi kendi kendine işe girmediği gibi sadece iş sahibi olduğu için hiçbir dayanağı olmadan bir insanı bu şekilde değerlendiremez.
İş veren personelinden memnun değilse yapacağı farkı değerlendirmeler sonucunda ( Bilgisi becerisi öğrenebilme kabiliyeti merakı ) yapacağı bazı kişisel gelişimleri ona kazandırmanın yolunu aramalıdır.Yoksa nazikçe ona işe uygun olmadığını söyleyip özürdilemek ve işten çıkartmaktır. Özürdileyerek diyorum çünkü yanlış bir değerlendirme sonucundan işe alınmıştır.Kaldıki iş başvurusunu yapan kişinin CV sinde ne yazdığına bakıp onun doğrulamasını yapıp yapmamakta iş verenin sorunudur.
Personeline yalnız veya insan içeirisnde, yaptığı bir hatadan dolayı ses yükseltmek veya onun onurunu kırıcı sözler söylemek ise hiçbir iş verenin veya yöneticinin haddi değildir. Sonuçta ortada bir hata vardır yalnız bir taraftada insan vardır. Bu insan sağlığı dahi olsa yapılacak şey yasal yollara başvurmaktır.Bu nedenle sözlü ve veya yazılı uyarılar yapılmalı ve personelde bir düzelme görülmüyorsa işine son verilmelidir. Zaten bu süreç izlenirse personelin hatalarını anlaması ve belkide işten kendi isteği ile ayrılmasıda söz konusu olabilir.
Eğer sizde bir iş verenseeniz kendi hatalarınızdan dolayı personelinize bağırıp çağırmadan ve ona yapamayacağı kadar iş vermeden önce bunları düşünün derim.
Tekel işçileri için de bu durum geçerlidir. Devlet kendi hatasının faturasını işçisine çıkartmıştır. Orada alınmış fazla işçi varsa bu işçinin değil devletin sorunudur. Yoksa hiçkimse ben geldim diyip işe başlamamıştır.
Birde son birşey. Eğer işçiyseniz bu kadar paraya bu kadar iş demeyin. Sadece kendiniz kaybedersiniz. Yapacağınız basitçe ya yaptığınız işleri belgeleyip raporlamak ve bunu üstünüze vermek veya daha iyi bir iş bulup kendi performansınızı sergileyebileceğiniz ve karşılığını alabileceğiniz başka bir iş aramaktır.
Fedakarlık yapılacaksa bu maaşlarına zam yapmamak için binbir takla atan ama kendisine 450 bin TL lik bir araba alıp bir akşam yemeği için 2 bin lira ödeyen iş verenin yapacağı fedakarlık değildir.
Türkiye de 50 bin liranın üzerinde bir arabaya sahip olma lüksüne sahip TEK BİR devlet adamı ve sanayici bulunmamasına rağmen dünyanın en lüks ve güncel makam araçları malesef ülkemizde bulunmaktadır yalnız bu ayrı bir tartışma konusudur.
SVG ( SİZ VE GNU )
ilkerilgen tarafından, Linux, Teknoloji kategorisi altında, 05 Şubat 2010 tarihinde gönderildi
Tabiki açılımı bu değil:)) SVG “Scalable Vector Graphics” . Ölçeklendirilebilir Doğrusal Görsel.
Şuaralar üzerine kafa yorduğum bir proje için ihtiyaç duyduğum şeyin SVG olduğunu keşfettim. Neymiş bu diye arattığımda metin tabanlı vektörel imaj oluşturmak için kullanılan birçeşit dosya biçimi olduğunu ve hatta mozilla nın bunu desteklediğini ama Microsft IE nin bunun için bir gösterici eklentisine ihtiyaç duyduğunuda öğrendim.Zaten Mozilla ve onun gibi açık kaynak kod üreticileri olmasaydı ne olurdu halimiz ?
Neyse konumuza dönelim.
SVG ile yapmak istediğim XML ile gelen veriyi bir şekilde görsel hale getirmekti . Bunun için google a dedimki “make graphic with xml data” ve bana verdiği link http://www.w3.org/Graphics/SVG/ oldu.Google olmasaydı demeyeceğim:)))
Yalnız başka bir soru aklıma geldi.Bunun mümkün olup olmadığını ben sorgulayabildiysem neden yazılım firmaları raporlarını grafiğe dökmek isteyen kullanıcılarına XLS olarak çıktı verip Microsoft ofis kullanmaya zorluyor ? Bunun bir anlamı varmı ? Başka bir sorum da Neden illa XLS çıktı vermek için Microsoft EXCEL kurulu olma zorunluluğu aratıyorlar ? Neden Openofis olmuyor ? Neden direk olarak SVG çıktı verme seçeneğini koymuyorlar ? Türkiye de neden yazılım firmaları programlarının “az kullanılıyor yaygın değil” bahanesi ile Linux için yazmıyorlarsa o yüzden olabilirmi ? Hımm Bunu da Yusufa sorucam.
Ne işe yarar peki bu SVG ?
SVG ile sahip olunan verilerin xml ile alınıp PHP ye eklenecek bir class ile SVG ye dönüştürülebilir ve görüntülenebilir. Böylece oldukça basit güvenli ve etkili bir raporlama grafiği alabilirsiniz.İlla XML ile almanız gerekmiyor tabi ama veri transferi XML ile oldukça kolay ve güvenli bir yol.
Örneğin.
<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"
xmlns:xlink="http://www.w3.org/1999/xlink"
version="1.1"
baseProfile="full">
<g fill-opacity="0.7" stroke="black" stroke-width="0.1cm">
<circle cx="6cm" cy="2cm" r="100" fill="red"
transform="translate(0,50)" />
<circle cx="6cm" cy="2cm" r="100" fill="blue"
transform="translate(70,150)" />
<circle cx="6cm" cy="2cm" r="100" fill="green"
transform="translate(-70,150)" />
</g>
</svg>

Yukarıda örnek bir SVG kod ve çıktısı görülmekte. Gerisi hayel gücünüze kalmış.
Bir programdan rapor alıp bunu XLS yapıp sonra EXCEL de grafik yapacam diye insanları uğraştıran yazılım firmalara duyrulur. SVG icad edilmiş.
Bundan sonra yapacağım tüm projelerde SVG motorunu gereksin veya gerekmesin koyacağım.Kamuoyuna duyrulur.
Bol SVG li günler dilerim.
<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg"
xmlns:xlink="http://www.w3.org/1999/xlink"
version="1.1"
baseProfile="full">
<g fill-opacity="0.7" stroke="black" stroke-width="0.1cm">
<circle cx="6cm" cy="2cm" r="100" fill="red"
transform="translate(0,50)" />
<circle cx="6cm" cy="2cm" r="100" fill="blue"
transform="translate(70,150)" />
<circle cx="6cm" cy="2cm" r="100" fill="green"
transform="translate(-70,150)" />
</g>
</svg>
TEKNOLOJİ ÜRETMEK ZORDUR
ilkerilgen tarafından, Genel kategorisi altında, 04 Şubat 2010 tarihinde gönderildi
Geçtiğimiz günlerde TOYOTA nın ürettiği araçlrda gaz pedalından doğan bir sorun yüzünden geri çağrı yapıldı ve bu firmaya 2.1 milyar dolarlık bir ek yük getirdi. Yalnız elbette TOYOTA üzerine düşen sorululuğu yerine getirmek için bu meblayı göz ardı etti ve gerekeni yaptı. Bu elbette olması gereken birşeydi ve yapıldı. Şimdi dünyanın ilk hybrit arcı Prius içinde bazı sorunların olduğu konuşuluyor. Şuan duyrulmayan ve henüz kullaıncıların can emniyetini tehlikeye atmayan bu sorunun çözümü için bir çalışma başlatılmış durumda.
Buna benzer bir olay hatırlarsanız BMW nin açılmayan Airbag lerinde olmuştu ve firma yaşanılan kazalarda açılmayan her airbag için tazminata mahkum edilmişti. Tabiki BMW de gerekeni yaptı ve hatalı tüm airbagleri topladı.Bence bu tür hataların özellikle sektöre öncülük eden teknolojileri geliştiren firmaların başına gelmesi kadar doğal birşey yok .
Ya bizim gibi hiçirşey üretemeyen bir ülkede neler oluyor ? Hiçbirşey tabiki.Üretim olmazsa sorunda olmaz. Belki bu nedenle üretmiyoruzdur.
Bize yıllarca GAZ tenekesi araçlara bindirip can ve mal güvenliğimizi hiçe sayan bence otomobil demeye dilim varmayan araçları ürettiler ve sattılar.Şimdi ne oldu ? Hükümetle araları açılınca ulusalcı oldular.KIYAMAM…
Siz ulusalcı olsaydınız bizi bu araçlara bindirmezdiniz.İRAN bile kendi yerli markasını taşıyan araçlar üretebiliyorken sizler başkalarının 50 sene önce ürettiği araçları makyalayp satmaya çalışıyorsunuz.
Doğruyu yapmak her zaman zordur ve TOYOTA doğru olanı yaptı.
Teşekkürler TOYOTA. İnsanlara verdiğin değer için.
ALINYAZISI MI ?
ilkerilgen tarafından, Genel kategorisi altında, 30 Ocak 2010 tarihinde gönderildi
Türkcell ‘in beni çileden çıkartadan VURDUM DUYMAZLIĞI hattımı VODAFONE ‘a çevirmeme sebeb oldu sonunda.
Bir tarafta kullanıcı kitlesini bu kadar iyi anlayıp iyi tanımlayan VODEFAONE ve diğer tarafta ben kaliteyim diyen ama her geçen fakirleşen ülke ekonomisinde kullanıcı kitlesini sadece kalitesi ile tutmaya çalışan TURKCELL.
Tabi TURKCELL farklı bir strateji ve anlayış benimseyip ayda 100 kontör harcayan 1000 müşterim olacağına ayda bin lira fatura ödeyen 10 müşterim olsun diye düşünüyor olaiblir.İyide ekonomi bu haldeyken kim takarki kaliteye ? Çin malları bu yıl itibari ile KALİTE öncüsü ALMANYA ‘yı farkla geçmiş durumdayken kim kalite bekliyor ?
Son zamanlarda fazlalaşan şebeke hataları ve yaptığı ve karşılığı olmayan kampanyalarından bıktığım TURKCELL den şuan itibari ile hattımı VODAFONE ‘a taşıyorum. Neden AVEA değil. Tercihim VODAFONE. Bakalım dünya liginde oynayan bir firmanın avantajları neymiş onuda görelim. Belkide beterin beteri vardır sözünü yaşayıp başka bir şebeke seçerim Belkide GSM den vazgeçip bir grup müşteri portfoyüm ile kendi şebekemi kurarım bilmiyorum ama beni arayan sevgili sevenlerim sizlere artık Orhan abinin tercihi VODAFONE dan sesleneceğim:))
Tercihimde Orhan GENCEBAY ‘ınoynadığı reklam filminin etkisi ne kadar oldu derseniz tabiki hiç olmadı ama Orhan abiyi Türkiye de kim sevmezki ?
Kim dinlemezki onun şarkılarını ve kim payaşmazki onun müziklerini ? Buda VODAFONE nun hizmetleirni anlatmak için seçilmiş en güncel ve en çok kullanım yollarından biri bence. Kaldıki Orhan GENCEBAY yıllar sonrada hatırlanacak biri ama TOSUN değil.
TURKCELL ‘e arabalı vapuru tutmaya çalışan genç kitle ve ELİT müşterileri ile mutluluklar dilerim.
İsterdim ömrümüz geçseydi beraber
İstermiydim ayrılığı gülseydi şu tarifeler
Ben çile ve dert doluydum anlamadın
Bir zamanlar benim şebekemdin.
Şimdi bir başka şebeke buldum.
Mutluluklar TOSUN la sizin olsun.
Tanrım Aklımızı Koru!
ilkerilgen tarafından, Genel kategorisi altında, 28 Ocak 2010 tarihinde gönderildi
Dünya daki diğer ülkelerde nasıl işlediğini bilmediğim satış sonrası hizmetlerin Türkiye de kendine özel bir hal alması beni sade bir vatandaş olarak bir Avukata danışma zorunluluğunda bıraktı.
Öncelikle şunu söylemek isterim bilim benim için herşeydir. Yalnız birisi karşınıza çıkıp akıl ve mantığın çerçevesini zorlayarak akıl sağlığınızı bozma çabasına girerse siz elinizdeki cihazın derdiğinden çok kendi sağlınızın derdine düşebilirsiniz.
Ayrıca sizi aptal yerine koymaya çalışan bazı firmalarla uğraşmak için Türkiye de Avukattan fazlasına sahip olmanız da gerekebilir. Örneğin bir test laboratuvarına.Makina mühendisleri odasına bu konuda bir başvuru yapıp yazımdaki sorunlarla nasıl başa çıktıkları konusunda bilgi alacağım. Onuda ayrıca paylaşırım.Bilirkişi atamalarında neler yapılıyor onlarıda araştıracağım.
Şubir gerçekki üretilen hiçbir cihaz kusursuz değildir. Hepsi bozulabilir veya işlevlerini tam yerine getirmeyebilir. Burda sorun yok. Peki dünyada hangi firma vardırki ürettiği cihazlara kusursuz deme cesaretini gösterebilir ve cihazda oluşacak birçok sorunu kullanıcısına yüklemeye çalışabilir.
Örneğin.
Bir notebook ‘un klavyesindeki bir tuş çıktığında veya kırıldığında bu nasıl olurda “TAMAMEN” kullanıcı hatası olaiblir. Bunun nasıl bir bilimsel mantıklı bir açıklaması vardır ? Yani cihazın içerisindeki anakart, işlemci,ram veya diğer parçaları kendi kendine bozulaiblir ama klavye denen tamamı plastik ve mekanik bir yapı kendi kendine normal bir kullanım sürecinde bir üretim hatasından dolayı bozulamaz ?
Ya da
Tamı tamına 4 senedir TEPE TEPE kullandığım notebook ‘un adaptor bağlantısı ve kablosu kırılmazken aynı ben sadece 5 aydır kullandığım notebook ‘un adaptor ucunun kablosunun kırılmasını nasıl sağlayabilirim ?
Bu kabloda kullanılan malzemenin kalitesinin düşük ve dayanıksız olma ihtimali benim onu bozmuş olabilme ihtimalimden ne kadar düşükdür?
Ya da
Tamı tamına 4 sendir kullandığım notebook ‘un pili halen daha en az 30 dakika çalışabiliyorken sadece 5 aydır kullandığım notebook’un pili 40 dakikadan az gidecek şekilde bozabiliyorum ? Hatalı kullandın.
1- Hatalı kullandığımı nasıl ıspat edebilirsiniz ?
2- Hatalı kullanmadığımı söylüyorsam bana neden inanılmıyor ?
3- Patlayan veya hatalı olduğu anlaşılan piller ‘in Türkiye de toplatılması neden yapılmıyor ?
diyede ben sorarım.
Ya da
Bir sabit diski yere düşürünce meydana gelen hasar nasıl oluyorda garanti dahilinde gideriliyor bununda bir izahını istiyorum.
Kısaca düşük kaliteli malzemeler ile üretilen cihazların kullanımında meydana gelen sorunlar yüzünden bizleri sorumlu tutmanızdan BIKTIK ve USANDIK.
Aynı şekilde cep telefonu içinde söyleyecek birkaç lafım var. Cihazda SIVI teması dediğinizde çileden çıkıyorum. Cihazda SIVI teması olması için suya düşmüş olma ihtimalinin yanında kulağınıza 30 dakika boyunca koyduğunuz telefonun el ve kulak teması nedeli ile ısınıp nem yapmasıda söz konusu değilmidir ? O zaman kulağına koyma veya elinle tutma diyecekler vardır. O zaman telefonun daha korunaklı bir şekilde yapılması gerekmezmi ?
Yeni bir olay.
Yere düşme sonucu ekranı kırılan bir Iphone kullanıcısı arkadaşım bana telefonunu getirdi.Ben normal olarak servise verdim ve onarımının mümkün olup olmadığı ve ücretinin tespitini istedim. Servis tahminimden bir kısa sürede (1 gün) cihaz için 576 TL değişim ücret önerdi. Raporda cihazın ekranının darbe sonucu kırıldığı yazıyordu.Sadece ekranın değişmesininde söz konusu olmadığı belirtildi. Peki neden ? Sorucam bakalım ne diyecekler ?
Senin işin güçün yokmu diye soranlarda olbilir. Elbette var ama birilerinin bunlarlada ilgilenmesi gerekmezmi ?
Yetkili servislerin sahip oldukları alt yapı ve teknik imkanların hangi şartlara bağlı olduğu ve bu konudaki kanun ve yönetmeliklerin neler olduğunuda araştıracağım.
VE MOZILLA FIREFOX MOBIL
ilkerilgen tarafından, Linux, Teknoloji kategorisi altında, 04 Ocak 2010 tarihinde gönderildi
Geç olsun güç olmasın derlerya Mozilla da sanrım bu atasözünü bize bir kez daha hatırlatmak istedi. Evet karşınızda Mozilla Mobile RC 11 .
Nokia N900 için hazırlanan Firefoz Mobile tabiki birçok yenilik ile geliyor. Bunlardan bence en çok ihtiyaç duyulacaklardan biri kullandığınız diğer bilgisayarlar ile senkron edilebilen tarayıcı geçmişi ve yer irimleri.
Bunun yanında bazı yni hizmetleride vermeye başlayacak olan mozilla uykusundan uyanıp mobil pazarda bende varım demeye hazır.
Bildiiğiniz gibi Nokia N900 Linux işletim sistemli mobil cihazların başında geliyor. Firefox Mobil daha sonra Windows Mobile ve Google Android içinde versiyonlarını çıkartacak.
Yaptığım araştırmaya göre Firefox Mobil bazı telefon fonksiyonlarınada erişimi sağlayacak yeniliklerle geliyor yalnız bunlar henüz belli değil.
Şuan netür işlemci ve belleğe sahip telefonlarda çalışacağı duyrulmadıysada mozilla umarım bu sefer bu konuda daha cimri davranmıştır.Şuan bu yazıyı yazdığım netbook ‘umda sadece 3 sekme açık ve 159 MB bellek kullanıyor.Sekmelerden wordpress dışında gmail ve mozilla.com adresi.
Mozilla IE kalesine bir gol daha atmış oldu. Mozilla 2 IE.0
Buda geliştirici takım videosu
http://videos.mozilla.org/serv/mobile/firefox-mobile.mp4
WHY ANAM WHY !
ilkerilgen tarafından, Türkiye kategorisi altında, 03 Ocak 2010 tarihinde gönderildi
Aylardır televizyonda, gazetelerde, sokakta yaşanılan olaylara bakıyorumda neler oluyor ülkemizde.
Çoğunluk değil ama seslerini çoğunlukla duyurabilen azınlık diyebileceğim bir takım kimseler neredeyse “Türk Silahlı Kuvvetleri için Terör Örgütü” diyecek cesareti ARKALARINA koyacakları birilerinden almayı bekliyorlar. sanki.
Çok gizli bilgilerin yer aldığı silahlı kuvvetlerimize ait “kozmikoda” adında bir internet sitesi bile yapılmaya başlanmış.Merakla bekliyoruz içeriğini.
Yalnız çok karamsar olmamak lazım. Ülkemiz çok genç. Her ne kadar çok köklü bir geçmişi olan bir miller olsakta Türkiye Cumhuriyeti henüz 100. yılını bile doldurmuş bir ülke değil. Bu nedenle bu yaşanılanlar birer tecrübe olacak ve umarım daha sonra daha az sorunlarla uğraşacağız. Tabi bunun için bizimde bu ülkenin vatandaşları olarak daha çok çalışmak daha çok okumak ve daha çok sorgulamak zorunda olduğumuzu asla unutmayalım.
Sonsuzluğa Rastlayınca Akışında Yaşamın
ilkerilgen tarafından, Şiir kategorisi altında, 04 Aralık 2009 tarihinde gönderildi
Bağımsız birbirimizden
Geçip giderken günler
Acıların damıtıldığı her yerde
Yarınları çekip alır pişmanlıklar
ve de beklentiler
Kaderde yanan hayellerin
Küllerinde savrulur
Tutsak edildiğin
Bir yığın
Umut eskisi kalır geriye
Çaresiz sığındığın
Geçmişe takılır aklın
Kaçınılmaz tepkiyle o an
Yılgınlığın yerini alan
Yeminler sert ve yalandır
Verilen sözler katı
HAyatı biçimlendiren
Muştalardır, hep beklenen
Sevdalar ömrümüze eklenen
Erol BALKANAY