Ekim, 2009 arşivi

BİZ 29 EKİM’ DE NEYİ KUTLUYORUZ ?

Cumhuriyet Bayramı

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun

Çok kısa bir yazı yazmak mümkünmü bu konuda ? Evet.Türkiye Cumhuriyetinin içerisinde bulunduğu bu durumun resmedildiği tabloya bakmak bile insanın içini yakmıyormu ?

Sokağa çıkın ve cumhuriyetimize sahip çıkın.Yoksa; yoksa sonra birilerine  boyun eğmek zorunda kalacağız.

Çocuklarınıza bu cumhuriyet nasıl kuruldu anlatın. Dedelerinizin nasıl savaşta öldüğünü anlatın.Bu topraklarda kimlerle savaşıldığını anlatın. Ayaklarına ve üzerlerine giydiklerinde kendilerini iyi hissettikleri  o markaların düşmanlarımıza nasıl destek verdiğini anlatın. Özendikleri insanların aslında bir hiç örnek almaları gereken insanın Atatürk olduğunu anlatın.

Ya da biz  susmaya devam edelim ve genç nesillerin  geleceğini ipotek altına alıp ölüp gidelim ya da bu cumhuriyete sahip çıkıp ölümsüzleşelim.

Eğer biz bir insan gibi yaşamak istiyorsak diğer dünyadan daha fazla düşünmemiz gereken bu dünyayadaki yaşamımıza sahip çıkmalıyız.Ne zaman dünyada Ulus devlet kavramı son bulacak ki bu şuanki düzende imkansız o zaman Cumhuriyetimize sahip çıkmak için bir çaba içerisinde olmayız.Çünkü artık savaş bitmiş, açlık sorunu çözülmüş ve herkes dünya  ekonomisinden eşit oranlarda faydalanmaya başlamıştır.Bu insanlığın varabileceği en üst noktalardan biridir ve buna bence daha çok zaman vardır. İşte biz bu zamana kadar bağımsız olarak yaşamak istiyorsak Cumhuriyetimize sahip çıkmak zorundayız.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramınızı Kutlu Olsun.

Yorum yok

Korumalı: Aşk ? (Güncel)

Bu yazı parola korumalı. Yazıyı görmek için parolanızı girin:


1 Yorum

MFP’ ler ve Yazıcı Sunucuları

Bilgisayar kullanıcılarını en çok üzen konulardan biridir yazıcı paylaşımı. Yazıcının bağlı olduğu makinada her seferinde sorun çıkar ve yazıcıdan çıktı almak işkence olur.

Bu nedenle birden fazla bilgisayarın kullanıldığı ortamlarda ethernet bağlantılı yazıcı veya print server(PS) kullanımını önerirdim.Yazıcıyı kullanmak için bir bilgisayara bağlı olmaktan kurtaran bu cihaz ile ayrıca internet üzerinden de çıktı almak mümkün oluyor.Böylece siz dışarıdayken sekreterinize e-posta ve direkt görebilmesi için bir yazı gönderebiliyorsunuz.Tabi bu özellik bazı yüksek kapasiteli yazıcılarda bütünleşik olarak gelebiliyor veya opsiyonel olarak sunulabiliyor.

Yalnız herşeyde sorun olduğu gibi bu cihazlarda da bazı sorunlar olmuyor değil .Benim yaşadığım en sonki olay MFP ( çok fonksiyonlu yazıcı) larda PS kullanımı oldu. CNET ve Digitus ile başarısız denemelerden sonra biraz nette dolaştım ve çözümü buldum. MFP yazıcılarda kullanılan PS ler normal yazıcılardan farklıymış. Yazıcıyı her ne kadar PS üzerinde görebiliyor olsanızda çıktı alamıyorsunuz.

Bu konuda Digitus 2un Türkiye dağıtıcısı uygun modeli bildirdi ve siparişimi verdim.Gelen cihaz MFP ler içindi ve hemen denedim ve sonuç Konica için olumsuz oldu.

Öncelikle MFP kurulumu için hl neden bir Windows uygulaması yazılıyor sdece anlmış değilim. Linux kullnıcılrı herşeyi çok iyi biliyor onlr daha bilgili ve beceriklimi ? Ya da MAC kullanıcıları ? Herneyse.

PS nin modemin DHCP sinden aldığı IP adresine bakıp web arayüzünden bağlandım ve gerekli ayarları yaptım. İlginç yazıcıyı görüyor ve hazır diyordu. Yazıcıyı makinama tanıtıp bir çıktı gönderdim ama yazdırma işlemi bşrısız dedi.Önce kullandığı portları Windows firewall dan açtım sonra protokolleri üzerinde klavuzda belirtilen ayarları yaptım ama TIK yok.

Sonuç.

Yazıcınız tüm protokolleri desteklesede kendisine bağlnan herşeyi desteklemeye biliyor. Bu nedenle PS kullanmdan önce internette biraz araştırıp yazıcınıza en uygun PS üreticisini bulmanızı önerirrim.Yoksa saç baş yolabilir tüm gününüzü harcayabiirsiniz.

Cihazı iade etmek yerine başka bir yazıcıda kullanmak için elimde tutmuştum ve bir arkadaşım Xerox bir MFP için PS ye ihtiyacı olduğunu söylediğinde hemen verdim ve denemesini istedim. Sonuç olumlu olmuş.Hemde hiçbir ayarı değiştirmeden yaptığı ilk denemede çalışmış. Windows Firewall dan ayr yapıp yapmadığını sordum yapmdığını söyledi.Benim yaptığım ayarın PS nin Windows uygulaması için gerektiğinide anlamış olduk.Bu yazılım yazıcının IP adresi değişsde onu bulmanızı sağlıyor ve gönderdiğiniz çıktıları ve yazıcı durumunu size bildiriyor.

Ben sorunu yazıcıya yakın makinaya Ubuntu kurarak hallettim. Sekreterin kullandığı ve sunucuya terminal bağlantıdan başka bir işe yaramayan PC de windows kullanmanın anlamsızlığını yazıcıya CUPS sunucusu ile bağlanıp diğer kullanıcılara konforlu bir çıktı albilme imkanları ile  giderdim.

Linux iyiki varsın.

Yorum yok

Google ANDROID

Evet beklenen işletim sistemli ilk telefon Türkiye ye geldi. Satışa sunulan Google Android yüklü Samsung i7500 modeli ile kullanıcıların ve meraklılarının beğenisine sunuldu.

Birçok donanım üreticisinin desteklediği Android mobil işletim sistemi kısa sürede çok sayıda cihazda kullanılmaya başlanmış durumda.

Benim dikkatinizi çekmek isteidğim konu Google ‘ın bu işletim sistemi için neden bu ismi  kullanmış olmasıdır ? Android organik olarak kazandırılmış insansı özellikleri içerisinde barındıran bir çeşit robot tur. Google burda insan ve makine ilişkisini en iyi tanımlama konusunda bir çaba sarf etmiş ve sisteme Android ismini vermiş giibi görünüyor. Herşey insan temellidir ve bir insanın yaptığı bir işi hiçbir zaman bir makine veya yazılım tam anlamıyla yapamaz dan yola çıkıldığını düşünüyorum.Google burda bu insiyatifi kullanma konusnda bir adım atmış ve tamamen kulllanıcılarının istek ve ihtiyaçlarını karşılayan bir işletim sistemi yine insanlar tarafından yönetilen bir dizi hizmetle eşleştirmiş.

Google Adroid ‘in en insansı mobil işletim sistemi olacağıın düşünüyorum.Windows Mobile alternatifi olarak görenler veya görebilecekler olaiblir onlara cevabım uğraşmayın boşuna dır.Çünkü Android en başta Açık Kaynak Kod yapısıyla üretici ve kullanıcı bağışıklığını en baştna sağlamıştır.Bu konuda Apple ‘ın Iphone yazılım üreticilerininde Android ‘e sıcak bakacağını düşünüyorum.

Sahiip olduğum ve kullanımında Windows tanmı yoksa donanımdan mı olduğunu  anlayamadığım sorunları olan  Toshiba G500 ‘den terfi için beklediğim Android hakkındaki ayrıntıları ve düşüncelerimi en kısa zamanda sizlere aktaracağım yalnız şu bir gerçekki Google ne yaparsan çok iyi yapıyor ve bu konuda yerli bilişim firma sahiplerimiizin artık ciddi birşeyler yapmaları gerektiğini düşünüyorum.Yerli firmaların yabancı firmalara olan bağımllıklarını azaltmamaları durumunda sonlarının çok iyi olmadığını görebilmek için görme yetisine  değil düşünebilme yetisi olan bir beyne sahip olmak yeterlidir.

Yaşasın Özgürlük

Google, Android, Microsoft, Windows Mobile ,Toshiba, Apple, Iphone markaları ilgili firmaların tescilli markalarıdır.

Yorum yok

Geçiçi Ülkemiyiz ?

Tarih boyunca tüm milletler gittikleri her yere kendilerinden bir iz bırakacak çeşitli eserler bırakmışlardır. Kaleler,Şatolar Camii ler, Kliseler,Havralar, Opera ve tiyatro binaları yapmışlardır.

Yurt dışına gidenler daha iyi bilirler birçok devlete ait bina tarihidir ve korunarak kullanılmaktadır.Özellikle sanatsal faliyet gösterecek binalarda tarihidir ve özenle korunarak kullanılmaya devam edilmektedir.

Türkiye de ise durum çok farklıdır. Ben kendi şehrim olan izmir’de gördüğüm bazı olumsuzluklardan bahsedeceğim.

Tarihi havagazı fabrikasının yıllar boyunca otobüs tamirhanesi olarak kullanılmasının ardından uzun süre kendi haline bırakılması ile başladı bu gözlemim.Öyleki binaya ait tuğla örne bacanın izmir’in onca kez geçirdiği depremlere dayanabilmesi bile onun korunması gerektiğine inandırmıştı beni. Her önünden geçişimde buraya birşey yapılmalı burası tekrar kullanıma açılmalı diyordum. 150 sene önce Fransızlar tarafından inşa edilmiş bu fabrika artık bir şekilde kamuya geri kazandırılmalıydı ve geç kalınıyordu.

Agora. Burası için ne söylenebilinirki ? MÖ 133 yıllarına dayanan tarihi kalıntıların üzerine halkın bin ayapmasına göz yumulmasınamı birşey söylenebilir yoksa bizzat dönemin belediye başkanı  tarafından yapılan estetik yoksunu çirkin otoparkın inşa edilmesinemi ?

Peki ya Kadifekale ? Kahverengi taşlardan örülmüş bir kadife gibi görünen ve amozon kadınları tarafından kullanılmış İzmire’e en  tepeden bakan bu mehteşem yapının durumu için ne söyleyebilir ?

Hadi herşeyi bir kenera bırakın. Eşrefpaşa pazar yerinin durumu nedir ? Pazar yerine gelen esnafın tuvalet ihtiyacını giderebileceği  yer bulamadığı için yer altı geçidini kullanmalarına yıllarca göz yuman ve artık bunu kanıksayıp pazartesi günleri orayı vidanjörle yıkayan sevgili izmir belediyesi  orası için ne yapmış olabilir ? Geçiçi birşey tabiki  . Konserlerden önce stadyum etrafına konan plastik kulubelerden koymuş olabilirlermi ?

Bumudur çözüm ? Çözüm oraya sadece insanların ihtiyaçlarını  giderecek birşeyin konmasımıdır ektrafı kapalı ? O zaman yer altı geçidine bu iş için kullanmaya  devam edelim.Nasıl olsa orayı gerçek amacı için kullanabilen insan yok denecek kadar az kokudan ve korkudan dolayı.

İzmir belediyesi ancak ve ancak yaptığı bir iki projeyi gözümüzün içine sokana kadar uğraşmayımı iş ediniyor kendisine ? Tamam  havagazı fabriksını restore ettiniz.Tamam  seçime ramak kala Adnan Saygun’u yetiştirdiniz Doğal yaşam parkı yaptınız .Çok güzeldi.Bunların hepsi yapılmalıydı gerekliydi her ne kadar geç kalınmış olunsada.Her ne kadar Hükümet kaynak vermiyor olsada.

Peki ya sonrası ? Pazar yerine bir umumi tuvalet yapamayacak durumdamıdır İzmir Büyük Şehir Belediyesi ? Pazaryerinide geçelim Gümrük baş durakların arasına konan kulubeler nedir lütfen söylemisiniz ? Peki bilet gişeleri ? Bu kadarmı estetik yoksunuyuz ?

Belediye otobüsleri için söylenecek okadar çok konu varki . Pisliklerinden tutunda, bakımsızlıklarına, zamanlamalarından güzergahlarına kadar herşey baştan sağma günü kurtarma için yapılmış sanki.Hele hareket memurlarının bulundukları ortamda diğer mesai arkadaşları ile yaptıkları ve görüdğümde bu adamı kim belediye görevlisi yapmış sporcu yapıp güreşe gönderelim harcanmasın diyesim geliyor.Vatandaşlara davranışlarından yürüyüşlerine ve  konuşmalarına kadar bir belediye görevlisi olma vasfını taşıyıp taşımadığını düşündürmüyor değil insana.

Öyleki bir belediye otobüsünde şöför SOPA ile araç kullanıp etraftaki bazı hata yapan araç sürücülerine Belediye otobüsü ile ders vermeye kalkabiliyorlar.Buna dur diyebilecek bir yetkili bile bulamıyorsunuz.

Zabıtanın durumunu zaten ne söylesek boş .Seyyar satıcıların peşinde kedi fare kovalamacası oynarlarken el koydukları araç sahiplerine karşı yaptıkları  davranışlar cabası. Akşam YKM önündeki seyyar satıcılar nasıl belediyenin gözünün içine baka baka satış yapabiliyorlar sorusunada cevap bulabilmiş değilim .

Metro inşaatına hiç girmeyeceğim. Bari çıkıp bir açıklama yaparlar diye bekledim  durdum aylarca ama beleidyeden ses seda yok. Bittiği gün kopacak yaygaraların büyüklüğü  kadar sessiz kaldılar ve bizde İzmir halkı olarak malesef seyirci kaldık.

Durup düşününce yok bunların bir farkı birbirlerinden diye bir sonuca varıyor insan ama . Elbette bir fark var ama bunu parti değil İZMİR liler yaratıyor.

Seyyar satıcılarla başa çıkmak için zabıtayı sokaklara göndermek yerine  İzmir halinin önüne koysalar herhalde bir sorun kalmayacağını ben düşünebiliyorken  diğerleri nasıl düşünemiyorlar sorusunun cevabını bulabiilirmisiniz ?

İzmir de toplu taşıma araçlarını kullanan kesim ile araç sahiplerinin yaşadığı izmir arasındaki fark gelir düzeyi ile orantılı. Parası olan arabasıyla işe gidip geliyor veya geziyor.Olmayan otobüse veya metroya biniyor. Neden İzmir belediyesi toplu taşıma araçlarını genel kullanıma uygun hale getiremiyor ? Bunu neden planlamıyor ?

İzmir uzun zamandır  kendisine yakışır ne bir belediye başkanı nede bir vekil seçebilmiştir. Herşey geçe kondu mlisali bir şehirde ve ülkede yaşayıp gideceğiz. Taki birileri sahip çıkana kadar.Umarım bu bizler yani Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları oluruz.

Yorum yok

Türkiye, Türkçe ve Bilim Dili.

Çok derine girmeden sahip olduğum görüşleri paylşacğım.

Türkçe bilim dili olmazmı ? Türkçe dünyadaki en uygun bilim dilidir.Türkiyede bilim üretilemediği için bilim dilimiz Türkçe değildir.

Benim de çocukken ingilizce öğrenmek gibi bir merkaım vardı.Tabi anneminde dil öğrenmeye olan merakı benide öğrenmeye yöneltmiş olabilirdi tabi.Çalışma hayatıma başladığımda ise ingilizce mesleğimde olmazsa olmaz oldu.Sebebi belliydi ingilizce, teknik döküman, literatür takibi ve iletişim için şarttı.Çünkü teknolojileri yerli değildi. Tabi başka dillerde vardı ama Türkçe yoktu aralarında. Neden olsunki ? Ben ortaokuldan itibren iniglizce öğrenmeye mecbur edilmiş bir Türk vatandaşıyım.Benim dilim dünya da geçerliliği olmayan bir dil olarak kendi ülkemin yöneticileri tarafından çoktan kabul edilmiş.Benim ülkemin yöneticileri  umursamıyorda kıta ötesinden Amerikan şirketlerimi önemseyecek beni ?

“Önceki yazımda da bahsettiğim bilinç tanımını okumanızı öneririm.İnsanlar bilinçsizce yaşayabilirler hatta  kararlar alabilirler”

Neden üniversitelerimizin özellikle mühendislik bölümlerinde öğrencilere   konular Türkçe anlatılmıyor ? Neden üniversitelerimizde bazı makalelerin Türkçesi bile yok ?

( Geçen gün yolda benim hizamda yürüyen birinin telefonu çaldı ve konuşmaya başladı. Kitabının son “CHAPTER”  da olduğunu söyledi)

Bu sorunun cevabı birkaç yönden derinlemesine incelenmeli ve bu konuda acilen birşeyler yapılmasının gerektiğine inanıyorum.Yoksa bilim adamlarımız dahil kimse Türkçe yi düzgün konuşamazken ingilizce şiir yazmaya başlayabilirler.

Peki Japonlarda Almanlarda Fransızlarda kısaca birçok gelişmiş dünya ülkesi vatandaşları ingilizce biliyor biz neden bilmeyelim ? Biz ingilizce bilmeyelim öğrenmeyelim demiyorum dememde. Öğrenebildiğiniz kadar dili öğrenein .Buda ayrıbir beceri ve özellikltir bir insanın kendine kazandırabileceği. Ama bir japon konuşurken  kitabımda son “Chapter” bitti dermi sorusunun cevabınıda düşünmenizi öneririm.

Ülkemizdeki üniversitelerde verilen eğitim ile öğrencilerin mezuniyetinden sonra karşılaştıkları gerçekler biribirinden tamamen farklı olduğu için geneli bulduğu işlerde çalışmaktalar. Bakınız bankalardaki  personelin mezun oldukları bölümler. Bakınız firmaların yöneticilerinin mezun oldukları bölümler ile yaptıkları işler.Birde bakınız ülkenin en zenginlerinin mezun oldukları okullar ( Babadan oğula geçen serveti göz ardı edin. Sabancı ve Koç gibi kuruculara bakın) ve bildikleri yabancı diller.

Bunun dil eğitimi ile ne ilgisi var ? Ben kendimce şöyle bir bağlantı kurdum. Ülkemizde üniversite okuyanlara öyle bir eğitim veriliyorki hemen hepsi bir yere kapağı atıp sadece ay başında hesaplarına yatacak maaşları ile yapabileceklerini hayel edebiliyorlar.Çünkü insanlar konuştukları dilde düşünürler.Konuşamadıkları dilde düşünmeleri sağlanan bir mühendis veya bilim adamı kayda değer ne üretebilir ?

Bilimsel  içeriğin çeviride anlamlarının değişmemesi çok önemlidir. Birçok kez ülkeler arası mühendislik çalışmalarında kullanılan ölçü birimlerinin farklılığı  yüzünden milyarlarca dolarlık zararın oluşmaktadır.Bu nedenle bilim hangi ülkede üretiliyorsa o ülkenin standartları diğer ülkelerce kabul edilir ve kullanılır.Buna dil de dahildir. Ülkeler sahip oldukları ve diğer ülkelere ihraç ettikleri teknolojileri ile onlar üzerindeki hakimiyetlerini kurarlar ve geliştirirler. Ülkemizdeki duruma bakıldığında ingilizce,fransızca veya almanca  ismi olmayan bir dükkan veya marka göremiyor hatta iyi bir eğitim alamıyoruz .

Dünya üzerinde bir çok ünlü bilim adamlarımız var ve hepsi konularında çok başarılı. Bunların en önemlilerinden biri bildiğiniz gibi dünyaca ünlü bilim adamımız Prof Dr Gazi YAŞARGİL.Okumanızı öneririm.
Bu saygın Türk bilim adamımız icad ettiği tüm cerrahi aletlere Türk isimleri vermiş. Neden böyle birşey yapma ihtiyacı hissetmiş olabilir ?

Atatürk ‘ün bu konuya verdiği hassasiyeti anlamanız için bu yazıyı dq okumanızı öneririm.

“Bir millet ancak kendi dili ile var olabilir ve yaşamını sürdürebilir. .Ne edebiyat, ne bilim ne de kültürünü koruyabilir”

Türkiye de Türkçe konuşmak Türkçe düşünmek demektir. Bilim bir ulusun sahip olabileceği yüksek değerlerden birisidir.Türkçe bilim Türkçenin zenginliğinin tanınmasını sağlar Türkça tanınırsa Türkiye tanınır.

Toplumsal olarak değişim gösteren değer yargılarımız  neden iile kendisini ülkesine karşı sorumlu hisseden genç sayımız her geçen gün azalmaktadır..Birçok genç bu durumun tam tersini söyleyecektir yalnız  ders aralarında akşam izledikleri dizinin tartışmasını yapmaktan öteye geçmeyen bir hayatın içerisinden çıkıp ülkemizin  bilim,sanat, siyasi ve ekonomik durumunu iyiye götürebilecek projeler üretmeleri söz konusu olmayacaktır.Geleceği  her geçen gün daha da taşeronlaşan ülkenin yaşlı nufusu olma yolunda hızla ilerliyoruz.

Bu nedenle Türkçe Bilim Dili olarak  önce bilim insanlarımız arasında kullanılmalı ve eğitim ana dilden başka bir dil ile yapılmamalıdır.Ürettiğimiz hiçbirşeye yabancı isim vererek onu değerli kılmamalıyız.

İnternette edindiğim kaynaklar

http://www.turkdilidergisi.com/95/bilimdili.htm

http://posta.marmara.edu.tr/~avni/dersbelgeligi/dil/Dil1.htm

Yorum yok