İŞÇİ KÖLE MİDİR ?


İşverenler personelinin verimsizliğinden personel iş yerinin düzensizliğinden ve maaşlarından şikayet ederler.

Bu genel sorununda  kendine özgü bir kısır döngüsü vardır ve düzen bu şekilde sürüp gider.

Sorunun çözümü için ne işverenler bir uzmana danışır nede personel kendini geliştirmeye çalışır. Yazım kendini geliştirmeye çalışmayan ama personelinden bunu bekleyen bir iş veren üzerine.

Öncelikle şunu söylemem gerekiyor. İş veren öncelikle çalışanlarına  her verdiği işi muntazam bir şekilde yapmasını bekleyemez..Bu günümüz insanlığa aykırı bir davranıştır.

Bilgisi, becerisi ve fiziksel ücünün üzerinde herhangi bir işin yapılmasını beklemenin hiçbir bilimsel ve insani bir tarafı yoktur.

Diğer konu ise işçiye verilen maaşın karşılığını alma çabası ve bunun kullanılması.Öncelikle hiçbir iş veren personeline sana maaşını ben veriyorum bana karşılığını vermelisin diyemez. Bunu asla dile bile getiremez. O kişi kendi kendine işe girmediği gibi sadece iş sahibi olduğu için hiçbir dayanağı olmadan bir insanı bu şekilde değerlendiremez.

İş veren personelinden memnun değilse yapacağı farkı değerlendirmeler sonucunda ( Bilgisi becerisi öğrenebilme kabiliyeti merakı ) yapacağı bazı kişisel gelişimleri ona kazandırmanın yolunu aramalıdır.Yoksa nazikçe ona işe uygun olmadığını söyleyip özürdilemek ve işten çıkartmaktır. Özürdileyerek diyorum çünkü yanlış bir değerlendirme sonucundan işe  alınmıştır.Kaldıki iş başvurusunu yapan kişinin CV sinde ne yazdığına bakıp onun doğrulamasını yapıp yapmamakta iş  verenin sorunudur.

Personeline yalnız veya insan içeirisnde, yaptığı bir hatadan dolayı ses yükseltmek veya onun onurunu kırıcı sözler söylemek ise hiçbir iş verenin veya yöneticinin haddi değildir. Sonuçta ortada bir hata vardır  yalnız bir taraftada insan vardır. Bu insan sağlığı dahi olsa yapılacak şey yasal yollara başvurmaktır.Bu nedenle sözlü ve veya yazılı uyarılar yapılmalı ve personelde bir düzelme görülmüyorsa işine son verilmelidir. Zaten bu süreç izlenirse personelin hatalarını anlaması ve belkide işten kendi isteği ile ayrılmasıda söz konusu olabilir.

Eğer sizde bir iş verenseeniz kendi hatalarınızdan dolayı personelinize bağırıp çağırmadan  ve ona yapamayacağı kadar iş vermeden önce bunları düşünün derim.

Tekel işçileri için de bu durum geçerlidir. Devlet kendi hatasının faturasını işçisine çıkartmıştır. Orada alınmış fazla işçi  varsa bu işçinin değil devletin sorunudur. Yoksa hiçkimse ben geldim diyip işe başlamamıştır.

Birde son birşey. Eğer işçiyseniz bu kadar paraya bu kadar iş demeyin. Sadece kendiniz kaybedersiniz. Yapacağınız basitçe ya yaptığınız işleri belgeleyip raporlamak ve bunu üstünüze vermek veya daha iyi bir iş bulup kendi performansınızı sergileyebileceğiniz ve karşılığını alabileceğiniz başka bir iş aramaktır.

Fedakarlık yapılacaksa bu maaşlarına zam yapmamak için binbir takla atan ama kendisine 450 bin TL lik bir araba alıp bir akşam yemeği için 2 bin lira ödeyen iş verenin yapacağı fedakarlık değildir.

Türkiye de 50 bin liranın üzerinde bir arabaya sahip olma lüksüne sahip TEK BİR devlet adamı ve sanayici  bulunmamasına rağmen dünyanın en lüks ve güncel makam araçları malesef ülkemizde bulunmaktadır yalnız bu ayrı bir tartışma konusudur.

  1. Henüz hiç yorum yok.
(yayınlanmayacak)