Mart, 2010 arşivi

SİZE “HADİ Uleynn ORDAN” DEMEK İSTERDİM.

Dünyada özellikle Avrupa ve doğusunda kalan Asyada  ülkelerinde korsan yazılım kullanımı çok ciddi seviyedeymiş. Yalnız Rusyada bu oran son beş yılda ciddi düşüş kaydetmiş.Baksen diyesi geliyor insanın.

Malum organizasyonun  meşhur sözlerden biride aldığınız her 1 dolarlık yazılım için BT firmalarının aldığı 3-4 dolar. Ben hiç görmedim bir yazılım firmasının 1000 dolarlık yazılımını satıp üç dört bin dolar kazandığını Siz gördünüzmü ? Tabi burda o yazılım dışında veridği hizmetlerden bahsetmiyorum Örneğin 138 dolarlık bir işletim sistemi sattığınızda siz müşterinizden onun kurulumu karşılığı 300 dolar aldınızmı ? Ya da 1500 dolarlık bir sunucu işletim sistemi sattığınızda dörtbin dolar aldınızmı ? Hayırmı ? Elbette hayır kimi kandırıyor bunlar  sizimi ? Beni değil buna eminim.

Ama  bedava bulduğum yazılımı yine bedava verip kurulumu ve desteği için para alıyorum. Yani hiç para vermeden aldığım yazılımı  servis ücreti ile kuruyorum. Makina sayısı artıkça  ona göre bir indirim yapıyorum ve eğitimini veriyorum. Böylece hiç para vermeden sadece kendi emeğimi ve bilgimi satarak para kazanabiliyorum.Bu yolla ülke ekonomisine kazandırdığım para ise şuan itibri ile yklaşık 200 bin dolar civarında.

Korsan yazılım kullanmayın. Açık kaynak kodlu yazılım yazılım kullanın. Ne siz korsancılıkla suçlanın nede geleceğinizi firmaların insafına bırakın.

Bana sorsanız hemen bu organizasyonu kapatırım. Sonra malum firmalara ya burada ar-ge açmalarını ya da pılıpırtılarını toplayıp gitmelerini söylerim ve önce eğitimde sonra ticarette hızlı bir ulusallaştırma   projesi başlatır ve bu adamlara 5 yılda ödediğimiz toplam yazılım paraları ile tüm ülkeyi açık kaynak koda dönüştürürüm. Birde kapalı kaynak satmanın vergisini arttırır ve açık kaynka yazılım üretenlerinkini düşürürdüm. Birde yabancı ve  kapalı kaynak yazılım satışlarınında vergisini yazılımla eşdeğer yapardım.Yani 1000 usdlik bir yazılımın vergisini 1000 usd yaparım. Böylece bu yazılımın yerli versiyonunu üretmek isteyeni korur kollardım.

Dünya da hiçbir millet yokturki bir başkasına bağımlı yaşayarak ayakta kalabilsin.

Hesap ortada.İtirazı olan ?

Yorum yok

YEMEK ÇEKİ “MS” DEN MİŞŞ.

Toptancılardan gelen kampanya duyurularında birinde yaıyordu .Belirli ürünlerden belirli miktar MS ürünü alana yemek çeki vereceklerini açıklamışlar.

Geçen gün kardeşimin bilgisayarının sabit diski bozulunca benden yardım istedi. Tabi ben bir alt katta otursa dahi kardeşimin bilgisayarına 2 gün sonra bakabildim. Bu arada arkadaşının  bilgisayarı kuran kardeşim ve eşi  içerisindeki malum işletim sistemini kullanamayınca iyice sıkılmışlar. Eve gelince kapıd karşılandım ve hemen eve buyur edildim. Baktım bilgisayarın dosya sistemi hata veriyor diskteki fiziksel hata yüzünden ama sistem hala çalışmakta ısrar ediyor gibiydi bende FSCK komutu ile diskteki hataları bulup düzeltmesini sağladım ve sistemi yeniden başlatınca hiçbirşey olmamış gibi çalışmaya başlayınca keyifleri yerine geldi.Hemen Mozilla açıldı ve henüz vazgeçiremediğim 40 milyon abonesi olan malum siteye girldi ve skype üzerinden konuşmalar başladı.

Bu hikayeden kim ne anladıysa anladı.

Yemek çekimizi  MS ten   değil Open Office ‘e   geçiş yaptırdığınız  müşterilerimizden alırsınız. Servis ücreti ve vergisi tamamen bizde kalıyor ve yurt dışına parada gitmiyor.

Bırakın  İYK  nın matematiği yeniden icad eder gibi yaptığı saçma sapan hesapları bir kenara .Hesap ortada. Müşterinize gider tüm üretkenlik yazılımlarını Open Office   yaparsınız. Servis ücretinizi alır ve faturanızı kesersiniz. Böylece siz aldığınız servis ücretini cebinize  vergisini devletimize öderken başka birileride havasını alır. İşyeri sahibide fazladan ödemeidği lisans bedelleri ile güzel bir web siesi yaptırır. O siteninde parasıda ülkede  kalır ve vergiside devletimizde.Ya da tüm şirket personelini alıp 1. kordonda bir güzel rakı balık ile kutlar. Aman  dikkat edin alacağınız rakıda yabancıların olmasın.

Korsan yazılıma ben birilerinden  daha fazla karşıyım. Burdaki karşı olmak sadece haksız kazanç veya devletin alamadığı vergi değil bağımlı yaptığımız ve almak  zorunda kaldığımız yazılımlar için karşıyım.Çocukların geleceği için karşıyım. Bir şirketin tek başına en iyisini yapamayacağını gördüğüm bildiğim ve anladığım için karşıyım.

Openofis ile şunu yapamıyorum diyen bana yazsın.( Video ekleyemiyorum diyenler googda biraz dolaşın) Hesap Tablosu  dosyalarını çoklu kullanıcı kullanım paylaşımı yapamıyorum diyenler .Yapmayın yaw kullanmadığınız dünya kadar özellikten biri .

Yorum yok

GELECEK “PAYLAŞIM” İLE GÜZEL OLABİLİR.

Hepimiz çocuktuk ve bize  oyuncaklrımızı ve yiyeceklerimizi  arkadaşlarımızla paylaşmayı öğretti ailemiz ve öğretmenlerimiz.Ne  oluyorda büyüdükçe  paylaşımcılık yerini sahip olma hırsı ve bencilliğe bırakıyor bunu hiç düşündünüzmü ?

İnsan kapitalizmin yakıtı

Matrix filminden İnsan tarlası sahnesi.

İhtiyacı olmadığı halde arabasını arkadaşına birgünlüğüne vermemek için kendimize  iş çıkartmaktan  yazlığımızı  yeni evlenen arkadaşımıza  1 haftalığına tahsis etmemek için bahane uydurmaya hatta  trafikte yolvermek bile istemeyiz birkaç saniyeliğine çevremizdeki insanlara.

Peki küçükken herşeyimizi paylaşıyordukta büyüyünce mi paylaşamıyoruz ? Küçükken paylaştığımız top ucuz olduğu içinmi paylaşılıyor da arabamız paylaşılamıyor ?
Peki arabanızı veya yazlığınızı siz değilde aileniz almış olsa da mı paylaşamazsınız ?

Peki çerçeveyi birazdaha genişletelim.

Kullandığınız bilgisayardaki yazılımı paylaşabilirmisiniz ? Hayır. Yasal değil.Çünkü mülkiyet hakları var. Peki ya tarlanızdaki boş kalan kısmı komşunuza verip işlemesini istermisiniz ? Hayır kira bedeli var Peki ya bilgimiz ? Onu neden paylaşmıyoruz ? Olmaz ticari önemi var. ( ne biliyorsa artık)

Peki neden temiz havamızı  kirletenler ile paylaşıyoruz ?

Peki neden  bizim paralarımızla  sağlanan sağlık harcamalarımızı  kıstırıyoruz ?

Peki neden bizim paralarımızla alınan uçaklara biz pahalı binebiliyoruz ?

Peki neden bizim paralarımzla mecliste duran vekillere dokunamıyoruz ?

Peki neden biz bunlara susup duruyoruzda ihtiyacı olan birisine arabamızı  veya bir haftalığına yazılığımızı  veya fazladan sahip  olduğumuz parayı ya da daha değerlisi zamanımızı çevremizdeki insanlarla paylaşmıyoruz ?

Bizler insan olarak ya paylaşacağız bu dünya ve ülkeler bir yere gelecek ya da yaptığımız pisliğin içine batıp gideceğiz.

Uyanın ve  farkına varın Bizler  yani bedenlerimiz ve ruhlarımız ile insanlık,  kapitalist düzenin cayır cayır yanan YAKITIYIZ.

1 Yorum

İZMİR

Türkiye Cumhuriyetinin başkentinde konuşulan Türkçe ile İzmir de konuşulanı karşılaştırınca İzmir ‘in farkı ve önemi ortaya çıkmaktadır diye düşünüyorum.

Yorum yok

TÜRK OTO SANAYİSİNİ ELEKTRİK ÇARPARMI ?

Dünya da hızla yayılan elektrikli araç modasına Türkiye nin bu kadar kayıtsız kalmasını anlamamakla beraber OTO sanayicilerimizin yaptığı reklamların amacının ne olduğunu anlamamaktayım.Bize güvenin 60 sene daha size eski teknoloji üretmeye devam edeceğiz mi ? Amerikaya sattığımız kaliteli arabaları size sattığımız dandik arablar ile yapıyoruz mu ? Herneyse…

Her geçen gün bir yenisi eklenen elektrikli otomobil çeşitliliğine birçok büyük marka yatırım yapmakta. Türkiye nin %50 yerli otomobil markası olmdığı ıçin yatırım yapmamalarıda doğaldır herhalde..Dünyada  Elektrikli araç teknolojilerinde de oldukça fazla yol alınmış durumda.Örneğin tam dolu bir akü ile 300 km yol alabilmeniz mümkün. Hemde klima, hava yastığı, yol tutuş ve fren sistemlerinden mahrum kalmadan  motorlu araçlarınkinden daha iyi  durumda. Örneğin 50 km/s hızla giderken frene bastığınızda araç elektrikli motorlarını bu sefer otomobili durdurmak için kullanıyor ve bunu yaparken aracın üzerindeki ivme gücünü elektriğe çevirerek aküleri doldurabiliyor.Ani veya  durma noktasına geldiğinde yapılan frenlemeyi fren balatalrı üstleniyor ve böylece daha uzun ömürlü malzeme kullanımı söz konusu oluyor.

Tabi konu sadece aracın hareket etmesi için motor ve pilden ibaret değil. Daha önemli konulardan bir diğeri bu araçlarda kullanılan ekipmanların bir bilgisayar ve yazılımı ile kontrol ediliyor olması. Bu bilgisayar ve yazılım sistemlerinin geliştirilmesi ve araçların performansını arttırıcı bazı özellikler kazandırması söz konusu.Ayrıca bunların başka marka araçlarda da kullanılması yani ihraç edilmeside mümkün.

Kısaca biz  sıvı yakıtla çalışan araç üretmek yerine bu konuda kendi teknolojimizi üretsek daha iyi olacak diye düşünüyorum.

Burda benim birkaç fikrim de yok değil.Örneğin sıvı kristal den yapılmış  camlarının bu otomobillerde kullanılması ne harika olurdu.

Size http://www.teslamotors.com/ adresine bir göz atmanızı öneririm. Alternatif elektriğin ve daha birçok icadın mucidi Nicolai Tesla nın adını taşıyan bu araç bildiğiniz en hızlı arabadan daha hızlı yalnız bunu sınırlamışlar.Tesla’ nın motor tasarımlarını geliştiren Tesla Motors araçlarında lithium Polymer pil kullanılmakta.

Tesla Motor ‘s özel yapan konulardan bir diğeri karoserini Lotus firmasının üretmesi. Spor otomobillerde beklenmeyen uzun yol konforunu ve ayrıntıyı içerisinde barındıran araç menzili dahilindeki heryere sizi içten yanmalı bir motordan daha  hızlı götürebilir..

Araçta kullanılan bilgisayar sistemine bakaranız yukarıda bahsettiğim elektrikli araççlarda kullanılan bilgiasar sisteminin önemini daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum.Dokunatik bir ekran üzerine konmuş ve normal bir araçta düğmelerle yapılan tüm kontrollere bu ekrandan dokunarak erişebiliyorsunuz.

Elbette bu kadar bilgisayar ve elektronik olan bir aracın yolda kalma ihtimali nedir diye aklınıza gelebilir ama size şunu söyleyebilirim benzinli bir araçla yolda kalma ihtimaliniz çok ama çok daha yüksek. Sebebimi ? Bu aracın ilerlemesi için sadece elektrik ve birde elektrik motoruna ihtiyacı var. Aradaki tüm şanzuman difransiyel veya onun gibi birçok parça bu araçta yok.Motoru benzinli motorun sahip olduğu hiçbir ayrıntıya sahip değil.Çünkü motoru normal bir araçla kıyaslanamaycak basit bir güç aktarım sistemiyle direkt olarak tekerlekleri tahrik ediyor.Motor  13.000 devire kadar çıkabildiği içinde geniş devir aralığında size istemediğiniz kadar güç sunuyor. Bu yüzden kalkış ve duruşlrda size yardımcı olan bir otomatik sürüş kontrolü sürekli devrede.Bu sistemi devre dışı bıraknızı ise hiç tavsiye etmiyorlar.

Buda video da dünyadaki gerçek otomobil üreticilerinin elektrikli modeller.

Sevgili otmobil sanayicileri hadi elinizi çabuk tutun. Yoksa yine geç kalacaksınız.

Koç ile  saban sürenlerin dikkatine.

Yorum yok

DEĞİŞİME SÜRMEK

Televizyondaki reklamları izlediğimde kendimi kandırılmaya çalışılan biri gibi hissediyorum.Sürekli bir koruma kalkanı arkasına saklanmak zorundayım sanki zarar görmemek için.

Bunların en başında bitkisel yağ reklamları geliyor.Tereyağı zengin vatandaşlarımız yerken diğerleri ise onun isimsel benzerliği kadar lezzetsel benzerliği olanı ile idare etmesi isteniyor.HADİ BE.

Saçma sapan bir sürü şeyin reklamı var. Başka bir örnek banka reklamları. Borcunuzu bizden alacağınız borç ile ödeyin. Nedir bu ? Bunun reklamını yapıyorlar çünkü insanlar bu duruma düşürüldüler ve birçok insanda buna kandı malesef.

Önce paralarınızı etrafa saçmanızı sonra ise bir reklamda biriktirmenizi isterler.

Güzel bir reklam olmazmı ? Olur elbette ama oldukça az olur. Çünkü reklama ihtiyacı olmayan birsürü marka var. Neden reklam yapsınki zaten kalitesi yerinde bir marka ve müşterilerini kendisine kalitesi ile bağlamış ve sadakatini sağlamış. Zaten bir ülkede müşteri sadakati düşüyorsa bilinki ya müşterileri ya da markada ters giden birşeyler vardır.

Aslında yazım otomobil reklamları içindi. Şimdi çevreden bahseder oldular ama hala bol beygirli araç ürütmektende geri kalmıyorlar. Benim şuan Türkiye de satılan birkaç marka dışındaki hiçbir markaya güvenim yok.Nasıl olsun zaten.60 yılında üretimi bitmiş bir arabanın bizde  200x modelini üretip satan bir marka veya Türkiye taşeronuna nasıl güvenebilirimki ? Eski teknoloji araçları bizlere sattıran onlar değilmide şimdi değişimden bahsediyorlar ?

Size şunu söyleyeyim bir araç elektriklide olsa benzinlide olsa her insanın bir aracı olacak diye koşul bulunmamaktadır. Nasılki insanlar bir arada yaşamayı şehirciliği öğrenmeliyse toplu taşımayada o şekilde yönlendirilmelidirler.

Kendimi dünya da bir arabaya sahip olması gereken en son insanlardan biri olarak görüyorum. En azından benzinli bir araca. İki kişilik ve küçük birkaç eşyamı taşıyabileceğim maksimum 60 km hız yapabilen ve menzili en uzak 150 km olan bir araç benim hertürlü işimi görür.Şuan için ise toplu taşıma benim için en iyi çözüm.

Bir yere gezmeye giderken veya dolaşacaksam evet o zamanda toplu taşımaya binerim ve gezip tozabilrim. Özellikle şimdi İzmirdeki metro ağının genişlemesiyle daha da  hızlı ve ucuz ulaşıma sahip olabilirim.

İyide bu araçların bir şekilde üretilmesi ve satılması lazım. Sonra bozulmaları ve benim servise gitmesi lazımki istihdam sağlansın. Bu istihdam ne için ? Parasına para katan sömürücüler içinmi yoksa sömürü düzenine hayatları yakıt olarak kullanılan bizler içinmi ?

Bir insan için bir sürü özelliği olan bir araç yerine daha hızlı ve güvenli gidebileceği hatta daha konforlu gidebileceği bir sistem kurulsa olmazmı ? Örneğin bir bilim adamı uçakların daha büyüğü yerine dünyanın ektrafını dolanan borular içerisinde sürtünmesiz hareket etmesi sağlanmış ultra hızlı trenler kullanılabilir demişti.Ama uçak pazarıda bir tekel artık. Fransa ,Amerika Rusya ve şimdi çin uçak üretmeye başladılar ve bunları bizim gibi ülkelere satıp duruyorlar.Acaba bu bilim adamı hala yaşıyormu ? Yoka onunda başına deterjansız ve 1 litre u ile çalışan çamaşır kaminesi yapan bilim adamının başına gelenlermi  geldi.

Örneğin Türkiye deki 3 hava yolu şirketinin filosundaki uçakların toplam değeri ile izmir istanbul arası 800 KM hızla gidebilen hızlı tren yapılabilirdi.hemde tek rayla iki tren karşılıklı gidip gelebilirdi.

Birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz. Birbirimizin hakkına saygı göstermeyi öğrenmeliyiz. Çünkü kaynaklar sınırlı.Çünkü herşeyin bir sonu var .

Sadece etrafa zehirli gaz salmıyor diye ve ya dönüşümlü malzemeden yapıldı diye herkesin bir araca sahip olması gerekmiyor.. Sonuçta o araçların üretimi içinde kaynaklar tüketilecek ve doğa harab edilecek.

Yorum yok

ANADOLUYA SIĞINAN SANAYİCİ. PERDE BİLMEM KAÇ

İzlediğim bir reklam ile çileden çıktım . Bu memleketin taşından toprağından ekmeğini çıkarmaya çalışan anadolu insanına yılllarca ucuz ,kalitesiz ve eski teknoloji malları satan birçok markanın grubu şimdi yeniden anadolu yollarına düşmüş görünüyor.

Hep söylüyorum Kendi mağzalar zincirinde  rakip firmnın ürünlerini satmaya çalışan bir marka yenilgiyi kabul etmiş bir marka  değilmidir  ? Kendi ürünlerinin kalitesinden daha üstün gördüğü bir malı satabilirmi ? 2001 yılına kadar üretimi 30 yıl önce  bitmiş güvenliği lüks saydığı otomobilleri kendi halkına satan kaç dünya sanayicisi vardır ? Kaçı sorumsuzluğun ödülünü alm çabasın girer bu sanayicilerin ?

Bizim 78 model arabamıza karşılık  20 yıl sonra bile aynı arabayı makyajlayıp  sattılar.Üzerinede en iyi yerli yazmayıda ihmal etmediler. Üretimi ülkesinden yapılan bir ürün yerlimidir sorusunu kendilerine  sormadılarmı bu sanayiciler ?

Bir markanın kurucusu  insanların güvenini kaybedeğime pra kaybedeyim demiş. Bizim sanayicimizde para kaybedeceğime insanların güvenini kybedeğimi oynuyor sanırım.

Kısaca markaya değeri ona inanan insanlar  veriyorsa üzgünüm ki o   güveni ve inancı çoktan kaybettiniz. Size hayırlı olsun.

Artık anadolu insanını rahat bırakın.

Yorum yok