DEĞİŞİME SÜRMEK


Televizyondaki reklamları izlediğimde kendimi kandırılmaya çalışılan biri gibi hissediyorum.Sürekli bir koruma kalkanı arkasına saklanmak zorundayım sanki zarar görmemek için.

Bunların en başında bitkisel yağ reklamları geliyor.Tereyağı zengin vatandaşlarımız yerken diğerleri ise onun isimsel benzerliği kadar lezzetsel benzerliği olanı ile idare etmesi isteniyor.HADİ BE.

Saçma sapan bir sürü şeyin reklamı var. Başka bir örnek banka reklamları. Borcunuzu bizden alacağınız borç ile ödeyin. Nedir bu ? Bunun reklamını yapıyorlar çünkü insanlar bu duruma düşürüldüler ve birçok insanda buna kandı malesef.

Önce paralarınızı etrafa saçmanızı sonra ise bir reklamda biriktirmenizi isterler.

Güzel bir reklam olmazmı ? Olur elbette ama oldukça az olur. Çünkü reklama ihtiyacı olmayan birsürü marka var. Neden reklam yapsınki zaten kalitesi yerinde bir marka ve müşterilerini kendisine kalitesi ile bağlamış ve sadakatini sağlamış. Zaten bir ülkede müşteri sadakati düşüyorsa bilinki ya müşterileri ya da markada ters giden birşeyler vardır.

Aslında yazım otomobil reklamları içindi. Şimdi çevreden bahseder oldular ama hala bol beygirli araç ürütmektende geri kalmıyorlar. Benim şuan Türkiye de satılan birkaç marka dışındaki hiçbir markaya güvenim yok.Nasıl olsun zaten.60 yılında üretimi bitmiş bir arabanın bizde  200x modelini üretip satan bir marka veya Türkiye taşeronuna nasıl güvenebilirimki ? Eski teknoloji araçları bizlere sattıran onlar değilmide şimdi değişimden bahsediyorlar ?

Size şunu söyleyeyim bir araç elektriklide olsa benzinlide olsa her insanın bir aracı olacak diye koşul bulunmamaktadır. Nasılki insanlar bir arada yaşamayı şehirciliği öğrenmeliyse toplu taşımayada o şekilde yönlendirilmelidirler.

Kendimi dünya da bir arabaya sahip olması gereken en son insanlardan biri olarak görüyorum. En azından benzinli bir araca. İki kişilik ve küçük birkaç eşyamı taşıyabileceğim maksimum 60 km hız yapabilen ve menzili en uzak 150 km olan bir araç benim hertürlü işimi görür.Şuan için ise toplu taşıma benim için en iyi çözüm.

Bir yere gezmeye giderken veya dolaşacaksam evet o zamanda toplu taşımaya binerim ve gezip tozabilrim. Özellikle şimdi İzmirdeki metro ağının genişlemesiyle daha da  hızlı ve ucuz ulaşıma sahip olabilirim.

İyide bu araçların bir şekilde üretilmesi ve satılması lazım. Sonra bozulmaları ve benim servise gitmesi lazımki istihdam sağlansın. Bu istihdam ne için ? Parasına para katan sömürücüler içinmi yoksa sömürü düzenine hayatları yakıt olarak kullanılan bizler içinmi ?

Bir insan için bir sürü özelliği olan bir araç yerine daha hızlı ve güvenli gidebileceği hatta daha konforlu gidebileceği bir sistem kurulsa olmazmı ? Örneğin bir bilim adamı uçakların daha büyüğü yerine dünyanın ektrafını dolanan borular içerisinde sürtünmesiz hareket etmesi sağlanmış ultra hızlı trenler kullanılabilir demişti.Ama uçak pazarıda bir tekel artık. Fransa ,Amerika Rusya ve şimdi çin uçak üretmeye başladılar ve bunları bizim gibi ülkelere satıp duruyorlar.Acaba bu bilim adamı hala yaşıyormu ? Yoka onunda başına deterjansız ve 1 litre u ile çalışan çamaşır kaminesi yapan bilim adamının başına gelenlermi  geldi.

Örneğin Türkiye deki 3 hava yolu şirketinin filosundaki uçakların toplam değeri ile izmir istanbul arası 800 KM hızla gidebilen hızlı tren yapılabilirdi.hemde tek rayla iki tren karşılıklı gidip gelebilirdi.

Birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz. Birbirimizin hakkına saygı göstermeyi öğrenmeliyiz. Çünkü kaynaklar sınırlı.Çünkü herşeyin bir sonu var .

Sadece etrafa zehirli gaz salmıyor diye ve ya dönüşümlü malzemeden yapıldı diye herkesin bir araca sahip olması gerekmiyor.. Sonuçta o araçların üretimi içinde kaynaklar tüketilecek ve doğa harab edilecek.

Yorumlar kapalı