Genel kategorisi arşivi

ARKADAŞ & ARKADAŞLIK

Hiç merak ettinizmi arkadaş olmak nedir diye ?

google da “arkadaşlık”  diye arattığınızda elbette abuk sabuk birşeyler çıkar karşınıza. Neyseki bu konuda wiki pedia gibi siteler varki size azda olsa Türkçe kaynak sağlayabiliyot.

Arkadaş, eski Türklerde askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış. Genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra bu sırt dayanan taşın ismi “arka-taş” iken arkadaş şeklinde yerleşmiş ve bugün de samimiyetine güvenilen kişilere verilen isimdir.

Günümüzde çok fazla yanlış değerlendirilen bir konu arkadaşlık. Birisini o anlık görüp tanıştıysanız arkadaşınız olmuş demektir ve artık samimi olun ya da olmayın ona ricalarda bulunabilirsiniz.

Belirleyici sebebler nelerdir bir insan ile arkadaş olduğunuzu gösteren ? Çok sık görüşmek  ve ya sürekli bir arada olmak ? Onlardan birşey istenmesi veya onların sizden birşeyler istemesi ? İş yerinde  veya okulda birlikte olmak ?

Arkadaşlık ile dostlık arasındaki fark nedir ?

Yorum yok

TÜRKİYE VE RUSYA FARKI

Bildiğiniz gibi bir süre önce yunanistana karşı kazanılan zaferin kutlanmasının çok abartıldığını ve bunun gerekmediğini söyleyen birileri vardı. Gerçi hala vardır bol miktarda.

Rusya şuan Nazi Almanyasına karşı ( Nazi Almanyası başka Almanya sanki) kazandığı zaferi kutlarken NATO askerleride kızıl meydana gelmiş ve birlikte yürümüşler. Almanya Başbakanı Bayan Merkel ‘in de katıldığı törenlerde Rusya kendi üretimi olan savaş oyuncakları ile gövde gösteriside yapmayı ihmal etmemiş.

Ne zaman Türkiye Cumhuriyetide  zafer kazadnığı ülkelerin devlet başkanları ile kutlama yapacak işte o zaman biz iyi yönetilen bir ülke olmuş olacağız sanırım.

Tıpkı Rusya gibi.

Yorum yok

HADİ İZMİR .

Her geçen gün ilgimi çeken elektrikli arabalar konusunda ben bir İzmirli olarak şehrimde bir ilk yapılsın isteme hakkına sahip değilmiyim ?

Örneğin İzmirde Park metre yok. Özellikle yerli ve yabancı turistler için otopark konusunda bir adım atılması çok iyi olur diye düşünüyorum.

Ben çocukken çok iyi hatırlıyorum park metreler vardı. Tabi bunlar günün teknolojisine göre metal para ile çalışıyordu. Şimdi ise bunun çok daha iyi teknoloji ile üretilmiş olanları var ve bunlar gsm şebekesi üzerinden kullanılabiliniyor. Bunları yaygınlaştırılmasıyla şehir içerisinde işi çok kısa olan insanları park derdinden kurtarsak nasıl olur ? Ayrıca otopark işletimi konusunda İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİ göreve davet etmeden  bunların bir denetimini ve standartlarını belirleme çalışma yapmasını beklemekmi gerekiyor ?

İnsanlar araçlarını otoparka bırakırken anahtarlarınıda bırakmak zorunda kalıyorlar ve buna kimse itiraz etmiyor. Neden ?

Bu ve bunun gibi sebeblerden dolayı İzmir’in diğer şehirlerden farkı yok. Bu nedenle HADİ izmir. Bu nedenle Hadi İBB.Hadi EBSO Hadi İTO.

Ya da  boşverin perşembe akşamı soluğu Çeşmede alın.

Yorum yok

23 NİSAN

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramında kim çocuğunu alıp kutlamalara katıldı ? Kimler katılmadı ? Kimler çocuğuna 23 Nisanda neler olduğunu anlattı kimler anlatmadı ?

İyi eğitim almış ailelerin çocuklarının hemen hepsi kutlamalara katıldı.Yoksul ailelerin çocukları ise sıradan bir gün gibi yaşadı tüm sorunları ile .

Mustafa Kemal Atatürk bize bu Cumhuriyeti   yılda binlerce çocuğun kaçırıldığı, kaybedildiği, tecavüze uğrayıp öldürüldüğü  bir ülke olsun diyemi emanet etti ?

Göstermelik protokoller konuşmalar ve sonuç Siirtte biri 3 biri 4 yaşındaki çocuğa tecavüz edilip öldürüldü.Suçlular bulundu ve cezaları verildi .Peki ya o iki çocuğun hayatı ? Hani çocuktan ve kadından sorumlu birileri vardı .

Utanıyorum .

Yorum yok

Bilmiyorum.

Why does my heart feel so bad ?

Yorum yok

Albert Einstein ve Türkiye

Bilmeyenlere ön bir bilgi olarak kısaca ne alaka olduğunu anlatayım.

Almanya nazi yönetimi ltındayken birçok yahudi bilim adamı ülkeden kaçmak zorunda kaldı. Bunlardan biriside Albert Einstein idi.Dönemin başbakanı İsmet İnönüye gelen mektupta bu yahudi asıllı blim adamları Türkiye ye sığınmak ve üniversitelerinde ücretalmaksızın çalışmak istiyordu. İsmet İnönü bunun mümkün olmadığını anlattığı bir mektubu bu bilim adamlarına yolladı. Taki durum Atatürk ‘ün bilgisi olana kadar sürdü. Sonra kırk kadar bilim adamı ülkemizdeki üniversitelerde görev yaptı Albert  Einstein  hariç.

Bir gazetedeki haberde ya kalsaydı diye bir haber yapılmış..Einstein ‘in Atatürkle çok yakın olmasada bir arkadaşlığını olduğundan bahsedilmiş.

Ben haberi bir kenara koyup soruyorum o haberi yapan gazetedeki vatandaşa.

Atatürk gibi bir değeri hiç etmeye kalkmış dili yılandan daha  zehirli beyinleri kullanılmadığı için örümcek ağları ile kaplanmışlar varken Einstein kalmış  kalmamış ne fark ederdi bende burdan  soruyorum. Bir değere sahip çıkmak için illa ona sahipmi olmamız  ya da ülkemizdemi yaşaması gerekiyor ?
Soruyorum Darwin Türkiye de yaşasaydı ne olurdu ? Linçmi ederdik ? Yakarmıydık Madımakta yoksa ? Yoksa uçak kazasınamı uğrardı veya silahlı saldırıya ? Ya da evinin çop tenekesine bir el bombası koyup onu militanmı gösterirdik ?

O haberi başka bir şeiklde daha okuyabiliriz. Einstein gibi bir değeri geri gönderecek kadar basiretsiz olarak göstermek isteklerini düşündüğüm İsmet İnönüye dil uzatmak için yapılmış olabilrimi ?  Neden İsmet İnönü ? Çünkü o Atatürk ‘e direk olarak dil uzatmaya cesaret edememiş olabilirlermi ? Sıra Atatürk ‘e gelmeyeceği ne malum ?

Ben Einstein  gibi bir ordu dolusu bilim adamı  yerine sadece bir tane Bilime sahip çıkan devlet adamı istiyorum tıpkı İsmet İnönü ve Atatürk gibi

Yazımızı büyüklerimizden öğrendiğimiz gibi sert ve çarpıcı bir şekilde  dayılanarak bitirelim.Dolanbaçlı yollardan hakaret etmenin bindir  yolunu öğreneceğinize adam gibi yazın ULANN.

Yorum yok

GELECEK “PAYLAŞIM” İLE GÜZEL OLABİLİR.

Hepimiz çocuktuk ve bize  oyuncaklrımızı ve yiyeceklerimizi  arkadaşlarımızla paylaşmayı öğretti ailemiz ve öğretmenlerimiz.Ne  oluyorda büyüdükçe  paylaşımcılık yerini sahip olma hırsı ve bencilliğe bırakıyor bunu hiç düşündünüzmü ?

İnsan kapitalizmin yakıtı

Matrix filminden İnsan tarlası sahnesi.

İhtiyacı olmadığı halde arabasını arkadaşına birgünlüğüne vermemek için kendimize  iş çıkartmaktan  yazlığımızı  yeni evlenen arkadaşımıza  1 haftalığına tahsis etmemek için bahane uydurmaya hatta  trafikte yolvermek bile istemeyiz birkaç saniyeliğine çevremizdeki insanlara.

Peki küçükken herşeyimizi paylaşıyordukta büyüyünce mi paylaşamıyoruz ? Küçükken paylaştığımız top ucuz olduğu içinmi paylaşılıyor da arabamız paylaşılamıyor ?
Peki arabanızı veya yazlığınızı siz değilde aileniz almış olsa da mı paylaşamazsınız ?

Peki çerçeveyi birazdaha genişletelim.

Kullandığınız bilgisayardaki yazılımı paylaşabilirmisiniz ? Hayır. Yasal değil.Çünkü mülkiyet hakları var. Peki ya tarlanızdaki boş kalan kısmı komşunuza verip işlemesini istermisiniz ? Hayır kira bedeli var Peki ya bilgimiz ? Onu neden paylaşmıyoruz ? Olmaz ticari önemi var. ( ne biliyorsa artık)

Peki neden temiz havamızı  kirletenler ile paylaşıyoruz ?

Peki neden  bizim paralarımızla  sağlanan sağlık harcamalarımızı  kıstırıyoruz ?

Peki neden bizim paralarımızla alınan uçaklara biz pahalı binebiliyoruz ?

Peki neden bizim paralarımzla mecliste duran vekillere dokunamıyoruz ?

Peki neden biz bunlara susup duruyoruzda ihtiyacı olan birisine arabamızı  veya bir haftalığına yazılığımızı  veya fazladan sahip  olduğumuz parayı ya da daha değerlisi zamanımızı çevremizdeki insanlarla paylaşmıyoruz ?

Bizler insan olarak ya paylaşacağız bu dünya ve ülkeler bir yere gelecek ya da yaptığımız pisliğin içine batıp gideceğiz.

Uyanın ve  farkına varın Bizler  yani bedenlerimiz ve ruhlarımız ile insanlık,  kapitalist düzenin cayır cayır yanan YAKITIYIZ.

1 Yorum

İZMİR

Türkiye Cumhuriyetinin başkentinde konuşulan Türkçe ile İzmir de konuşulanı karşılaştırınca İzmir ‘in farkı ve önemi ortaya çıkmaktadır diye düşünüyorum.

Yorum yok

DEĞİŞİME SÜRMEK

Televizyondaki reklamları izlediğimde kendimi kandırılmaya çalışılan biri gibi hissediyorum.Sürekli bir koruma kalkanı arkasına saklanmak zorundayım sanki zarar görmemek için.

Bunların en başında bitkisel yağ reklamları geliyor.Tereyağı zengin vatandaşlarımız yerken diğerleri ise onun isimsel benzerliği kadar lezzetsel benzerliği olanı ile idare etmesi isteniyor.HADİ BE.

Saçma sapan bir sürü şeyin reklamı var. Başka bir örnek banka reklamları. Borcunuzu bizden alacağınız borç ile ödeyin. Nedir bu ? Bunun reklamını yapıyorlar çünkü insanlar bu duruma düşürüldüler ve birçok insanda buna kandı malesef.

Önce paralarınızı etrafa saçmanızı sonra ise bir reklamda biriktirmenizi isterler.

Güzel bir reklam olmazmı ? Olur elbette ama oldukça az olur. Çünkü reklama ihtiyacı olmayan birsürü marka var. Neden reklam yapsınki zaten kalitesi yerinde bir marka ve müşterilerini kendisine kalitesi ile bağlamış ve sadakatini sağlamış. Zaten bir ülkede müşteri sadakati düşüyorsa bilinki ya müşterileri ya da markada ters giden birşeyler vardır.

Aslında yazım otomobil reklamları içindi. Şimdi çevreden bahseder oldular ama hala bol beygirli araç ürütmektende geri kalmıyorlar. Benim şuan Türkiye de satılan birkaç marka dışındaki hiçbir markaya güvenim yok.Nasıl olsun zaten.60 yılında üretimi bitmiş bir arabanın bizde  200x modelini üretip satan bir marka veya Türkiye taşeronuna nasıl güvenebilirimki ? Eski teknoloji araçları bizlere sattıran onlar değilmide şimdi değişimden bahsediyorlar ?

Size şunu söyleyeyim bir araç elektriklide olsa benzinlide olsa her insanın bir aracı olacak diye koşul bulunmamaktadır. Nasılki insanlar bir arada yaşamayı şehirciliği öğrenmeliyse toplu taşımayada o şekilde yönlendirilmelidirler.

Kendimi dünya da bir arabaya sahip olması gereken en son insanlardan biri olarak görüyorum. En azından benzinli bir araca. İki kişilik ve küçük birkaç eşyamı taşıyabileceğim maksimum 60 km hız yapabilen ve menzili en uzak 150 km olan bir araç benim hertürlü işimi görür.Şuan için ise toplu taşıma benim için en iyi çözüm.

Bir yere gezmeye giderken veya dolaşacaksam evet o zamanda toplu taşımaya binerim ve gezip tozabilrim. Özellikle şimdi İzmirdeki metro ağının genişlemesiyle daha da  hızlı ve ucuz ulaşıma sahip olabilirim.

İyide bu araçların bir şekilde üretilmesi ve satılması lazım. Sonra bozulmaları ve benim servise gitmesi lazımki istihdam sağlansın. Bu istihdam ne için ? Parasına para katan sömürücüler içinmi yoksa sömürü düzenine hayatları yakıt olarak kullanılan bizler içinmi ?

Bir insan için bir sürü özelliği olan bir araç yerine daha hızlı ve güvenli gidebileceği hatta daha konforlu gidebileceği bir sistem kurulsa olmazmı ? Örneğin bir bilim adamı uçakların daha büyüğü yerine dünyanın ektrafını dolanan borular içerisinde sürtünmesiz hareket etmesi sağlanmış ultra hızlı trenler kullanılabilir demişti.Ama uçak pazarıda bir tekel artık. Fransa ,Amerika Rusya ve şimdi çin uçak üretmeye başladılar ve bunları bizim gibi ülkelere satıp duruyorlar.Acaba bu bilim adamı hala yaşıyormu ? Yoka onunda başına deterjansız ve 1 litre u ile çalışan çamaşır kaminesi yapan bilim adamının başına gelenlermi  geldi.

Örneğin Türkiye deki 3 hava yolu şirketinin filosundaki uçakların toplam değeri ile izmir istanbul arası 800 KM hızla gidebilen hızlı tren yapılabilirdi.hemde tek rayla iki tren karşılıklı gidip gelebilirdi.

Birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz. Birbirimizin hakkına saygı göstermeyi öğrenmeliyiz. Çünkü kaynaklar sınırlı.Çünkü herşeyin bir sonu var .

Sadece etrafa zehirli gaz salmıyor diye ve ya dönüşümlü malzemeden yapıldı diye herkesin bir araca sahip olması gerekmiyor.. Sonuçta o araçların üretimi içinde kaynaklar tüketilecek ve doğa harab edilecek.

Yorum yok

ANADOLUYA SIĞINAN SANAYİCİ. PERDE BİLMEM KAÇ

İzlediğim bir reklam ile çileden çıktım . Bu memleketin taşından toprağından ekmeğini çıkarmaya çalışan anadolu insanına yılllarca ucuz ,kalitesiz ve eski teknoloji malları satan birçok markanın grubu şimdi yeniden anadolu yollarına düşmüş görünüyor.

Hep söylüyorum Kendi mağzalar zincirinde  rakip firmnın ürünlerini satmaya çalışan bir marka yenilgiyi kabul etmiş bir marka  değilmidir  ? Kendi ürünlerinin kalitesinden daha üstün gördüğü bir malı satabilirmi ? 2001 yılına kadar üretimi 30 yıl önce  bitmiş güvenliği lüks saydığı otomobilleri kendi halkına satan kaç dünya sanayicisi vardır ? Kaçı sorumsuzluğun ödülünü alm çabasın girer bu sanayicilerin ?

Bizim 78 model arabamıza karşılık  20 yıl sonra bile aynı arabayı makyajlayıp  sattılar.Üzerinede en iyi yerli yazmayıda ihmal etmediler. Üretimi ülkesinden yapılan bir ürün yerlimidir sorusunu kendilerine  sormadılarmı bu sanayiciler ?

Bir markanın kurucusu  insanların güvenini kaybedeğime pra kaybedeyim demiş. Bizim sanayicimizde para kaybedeceğime insanların güvenini kybedeğimi oynuyor sanırım.

Kısaca markaya değeri ona inanan insanlar  veriyorsa üzgünüm ki o   güveni ve inancı çoktan kaybettiniz. Size hayırlı olsun.

Artık anadolu insanını rahat bırakın.

Yorum yok