Genel kategorisi arşivi

ANADOLUYA SIĞINAN SANAYİCİ. PERDE BİLMEM KAÇ

İzlediğim bir reklam ile çileden çıktım . Bu memleketin taşından toprağından ekmeğini çıkarmaya çalışan anadolu insanına yılllarca ucuz ,kalitesiz ve eski teknoloji malları satan birçok markanın grubu şimdi yeniden anadolu yollarına düşmüş görünüyor.

Hep söylüyorum Kendi mağzalar zincirinde  rakip firmnın ürünlerini satmaya çalışan bir marka yenilgiyi kabul etmiş bir markadır değilmidir  ? Kendi ürünlerinin kalitesinden daha üstün gördüğü bir malı satabilirmi ? 2001 yılına kadar üretimi 30 yıl önce  bitmiş güvenliği lüks saydığı otomobilleri kendi halkına satan kaç dünya sanayicisi vardır ?

Bizim 78 model arabamıza karşılık o 20 yıl sonra bile aynı arabayı makyajlayıp  sattılar.Üzerinede en iyi yerli yazmayıda ihmal etmediler. Üretimi ülkesinden yapılan bir ürün yerlimidir sorusunu kendilerine  sormadılarmı ?

Kısaca markaya değeri ona inanan insanlar  veriyorsa üzgünüm ki o   güveni ve inancı çoktan kaybettiniz. Size hayırlı olsun.

Uzak durun evimden.

Yorum yok

İŞÇİ KÖLE MİDİR ?

İşverenler personelinin verimsizliğinden personel iş yerinin düzensizliğinden ve maaşlarından şikayet ederler.

Bu genel sorununda  kendine özgü bir kısır döngüsü vardır ve düzen bu şekilde sürüp gider.

Sorunun çözümü için ne işverenler bir uzmana danışır nede personel kendini geliştirmeye çalışır. Yazım kendini geliştirmeye çalışmayan ama personelinden bunu bekleyen bir iş veren üzerine.

Öncelikle şunu söylemem gerekiyor. İş veren öncelikle çalışanlarına  her verdiği işi muntazam bir şekilde yapmasını bekleyemez..Bu günümüz insanlığa aykırı bir davranıştır.

Bilgisi, becerisi ve fiziksel ücünün üzerinde herhangi bir işin yapılmasını beklemenin hiçbir bilimsel ve insani bir tarafı yoktur.

Diğer konu ise işçiye verilen maaşın karşılığını alma çabası ve bunun kullanılması.Öncelikle hiçbir iş veren personeline sana maaşını ben veriyorum bana karşılığını vermelisin diyemez. Bunu asla dile bile getiremez. O kişi kendi kendine işe girmediği gibi sadece iş sahibi olduğu için hiçbir dayanağı olmadan bir insanı bu şekilde değerlendiremez.

İş veren personelinden memnun değilse yapacağı farkı değerlendirmeler sonucunda ( Bilgisi becerisi öğrenebilme kabiliyeti merakı ) yapacağı bazı kişisel gelişimleri ona kazandırmanın yolunu aramalıdır.Yoksa nazikçe ona işe uygun olmadığını söyleyip özürdilemek ve işten çıkartmaktır. Özürdileyerek diyorum çünkü yanlış bir değerlendirme sonucundan işe  alınmıştır.Kaldıki iş başvurusunu yapan kişinin CV sinde ne yazdığına bakıp onun doğrulamasını yapıp yapmamakta iş  verenin sorunudur.

Personeline yalnız veya insan içeirisnde, yaptığı bir hatadan dolayı ses yükseltmek veya onun onurunu kırıcı sözler söylemek ise hiçbir iş verenin veya yöneticinin haddi değildir. Sonuçta ortada bir hata vardır  yalnız bir taraftada insan vardır. Bu insan sağlığı dahi olsa yapılacak şey yasal yollara başvurmaktır.Bu nedenle sözlü ve veya yazılı uyarılar yapılmalı ve personelde bir düzelme görülmüyorsa işine son verilmelidir. Zaten bu süreç izlenirse personelin hatalarını anlaması ve belkide işten kendi isteği ile ayrılmasıda söz konusu olabilir.

Eğer sizde bir iş verenseeniz kendi hatalarınızdan dolayı personelinize bağırıp çağırmadan  ve ona yapamayacağı kadar iş vermeden önce bunları düşünün derim.

Tekel işçileri için de bu durum geçerlidir. Devlet kendi hatasının faturasını işçisine çıkartmıştır. Orada alınmış fazla işçi  varsa bu işçinin değil devletin sorunudur. Yoksa hiçkimse ben geldim diyip işe başlamamıştır.

Birde son birşey. Eğer işçiyseniz bu kadar paraya bu kadar iş demeyin. Sadece kendiniz kaybedersiniz. Yapacağınız basitçe ya yaptığınız işleri belgeleyip raporlamak ve bunu üstünüze vermek veya daha iyi bir iş bulup kendi performansınızı sergileyebileceğiniz ve karşılığını alabileceğiniz başka bir iş aramaktır.

Fedakarlık yapılacaksa bu maaşlarına zam yapmamak için binbir takla atan ama kendisine 450 bin TL lik bir araba alıp bir akşam yemeği için 2 bin lira ödeyen iş verenin yapacağı fedakarlık değildir.

Türkiye de 50 bin liranın üzerinde bir arabaya sahip olma lüksüne sahip TEK BİR devlet adamı ve sanayici  bulunmamasına rağmen dünyanın en lüks ve güncel makam araçları malesef ülkemizde bulunmaktadır yalnız bu ayrı bir tartışma konusudur.

Yorum yok

TEKNOLOJİ ÜRETMEK ZORDUR

Geçtiğimiz günlerde TOYOTA nın ürettiği araçlrda gaz pedalından doğan bir sorun yüzünden geri çağrı yapıldı ve bu firmaya 2.1 milyar dolarlık bir ek yük getirdi. Yalnız elbette TOYOTA üzerine düşen sorululuğu yerine getirmek için bu meblayı göz ardı etti ve gerekeni yaptı. Bu elbette olması gereken birşeydi ve yapıldı. Şimdi dünyanın ilk hybrit arcı Prius içinde bazı sorunların olduğu konuşuluyor. Şuan duyrulmayan ve henüz kullaıncıların can emniyetini tehlikeye atmayan bu sorunun çözümü için bir çalışma  başlatılmış durumda.

Buna benzer bir olay hatırlarsanız BMW nin açılmayan Airbag lerinde olmuştu ve firma yaşanılan kazalarda açılmayan her airbag için tazminata mahkum edilmişti. Tabiki BMW de gerekeni yaptı ve hatalı tüm airbagleri topladı.Bence bu tür  hataların  özellikle sektöre öncülük eden teknolojileri geliştiren firmaların başına gelmesi kadar doğal birşey yok .

Ya bizim gibi hiçirşey üretemeyen bir ülkede neler oluyor ? Hiçbirşey tabiki.Üretim olmazsa sorunda olmaz. Belki bu nedenle üretmiyoruzdur.

Bize yıllarca GAZ tenekesi araçlara bindirip can ve mal güvenliğimizi hiçe sayan bence otomobil demeye dilim varmayan araçları ürettiler ve  sattılar.Şimdi ne oldu ? Hükümetle araları açılınca ulusalcı oldular.KIYAMAM…

Siz ulusalcı olsaydınız  bizi bu araçlara bindirmezdiniz.İRAN bile kendi yerli markasını taşıyan araçlar  üretebiliyorken  sizler başkalarının 50 sene önce ürettiği araçları makyalayp satmaya çalışıyorsunuz.

Doğruyu yapmak her zaman zordur ve TOYOTA   doğru olanı yaptı.

Teşekkürler  TOYOTA. İnsanlara  verdiğin değer için.

Yorum yok

ALINYAZISI MI ?

Türkcell ‘in beni çileden çıkartadan VURDUM DUYMAZLIĞI hattımı VODAFONE ‘a çevirmeme sebeb oldu sonunda.

Bir tarafta kullanıcı kitlesini bu kadar iyi anlayıp  iyi tanımlayan VODEFAONE ve diğer tarafta ben kaliteyim diyen ama her geçen fakirleşen ülke ekonomisinde  kullanıcı kitlesini sadece kalitesi ile tutmaya çalışan TURKCELL.

Tabi TURKCELL farklı bir strateji ve anlayış benimseyip  ayda 100 kontör harcayan 1000  müşterim olacağına ayda bin lira fatura ödeyen 10 müşterim olsun diye düşünüyor olaiblir.İyide ekonomi bu haldeyken kim takarki kaliteye ? Çin malları bu yıl itibari ile KALİTE öncüsü ALMANYA ‘yı farkla geçmiş durumdayken kim kalite bekliyor ?

Son zamanlarda fazlalaşan şebeke hataları ve yaptığı ve karşılığı olmayan kampanyalarından bıktığım TURKCELL den  şuan  itibari ile hattımı VODAFONE ‘a taşıyorum. Neden AVEA değil. Tercihim VODAFONE. Bakalım dünya liginde oynayan bir firmanın avantajları neymiş onuda görelim. Belkide beterin beteri vardır sözünü yaşayıp başka bir şebeke seçerim Belkide GSM den vazgeçip bir grup müşteri portfoyüm ile kendi şebekemi kurarım bilmiyorum ama beni arayan sevgili sevenlerim sizlere artık Orhan abinin tercihi VODAFONE dan sesleneceğim:))

Tercihimde Orhan GENCEBAY ‘ınoynadığı reklam filminin  etkisi ne kadar oldu derseniz tabiki hiç olmadı ama Orhan abiyi Türkiye de kim sevmezki ?
Kim dinlemezki onun şarkılarını ve kim payaşmazki onun müziklerini ? Buda VODAFONE nun hizmetleirni anlatmak için seçilmiş en güncel ve en çok kullanım yollarından biri bence. Kaldıki Orhan GENCEBAY yıllar sonrada hatırlanacak biri ama TOSUN değil.

TURKCELL ‘e arabalı  vapuru tutmaya çalışan genç kitle ve ELİT  müşterileri ile mutluluklar dilerim.

İsterdim ömrümüz geçseydi beraber
İstermiydim ayrılığı gülseydi şu tarifeler
Ben çile ve dert doluydum  anlamadın
Bir zamanlar benim şebekemdin.
Şimdi bir başka şebeke buldum.
Mutluluklar TOSUN la sizin  olsun.

Yorum yok

Tanrım Aklımızı Koru!

Dünya daki diğer ülkelerde  nasıl işlediğini bilmediğim  satış sonrası  hizmetlerin Türkiye de kendine özel bir hal alması beni sade bir vatandaş olarak bir Avukata danışma zorunluluğunda bıraktı.

Öncelikle şunu söylemek isterim bilim benim için herşeydir. Yalnız birisi karşınıza çıkıp akıl ve mantığın çerçevesini zorlayarak akıl sağlığınızı bozma çabasına girerse siz elinizdeki cihazın derdiğinden çok kendi sağlınızın derdine  düşebilirsiniz.

Ayrıca sizi aptal yerine koymaya çalışan bazı  firmalarla uğraşmak için Türkiye de Avukattan fazlasına sahip olmanız da gerekebilir. Örneğin bir test laboratuvarına.Makina mühendisleri odasına bu konuda bir başvuru yapıp yazımdaki sorunlarla nasıl başa çıktıkları konusunda bilgi alacağım. Onuda ayrıca paylaşırım.Bilirkişi atamalarında neler yapılıyor onlarıda araştıracağım.

Şubir gerçekki üretilen hiçbir cihaz kusursuz değildir. Hepsi bozulabilir veya işlevlerini tam yerine getirmeyebilir. Burda sorun yok. Peki dünyada hangi firma vardırki ürettiği cihazlara kusursuz deme cesaretini gösterebilir ve cihazda oluşacak birçok sorunu kullanıcısına yüklemeye çalışabilir.

Örneğin.

Bir notebook ‘un klavyesindeki bir tuş çıktığında veya kırıldığında bu nasıl olurda “TAMAMEN” kullanıcı hatası olaiblir. Bunun nasıl bir bilimsel mantıklı bir açıklaması vardır ? Yani cihazın içerisindeki anakart, işlemci,ram veya diğer parçaları kendi kendine bozulaiblir ama klavye denen tamamı plastik ve mekanik bir yapı kendi kendine normal bir kullanım sürecinde  bir üretim hatasından dolayı bozulamaz ?

Ya da

Tamı tamına 4 senedir TEPE TEPE  kullandığım notebook ‘un adaptor bağlantısı ve kablosu kırılmazken  aynı ben sadece 5 aydır kullandığım notebook ‘un adaptor ucunun kablosunun kırılmasını nasıl sağlayabilirim ?
Bu kabloda kullanılan malzemenin kalitesinin düşük ve dayanıksız olma ihtimali benim onu bozmuş olabilme ihtimalimden ne kadar düşükdür?

Ya da

Tamı tamına 4 sendir kullandığım notebook ‘un pili halen daha en az 30 dakika çalışabiliyorken sadece 5 aydır kullandığım notebook’un pili 40 dakikadan az gidecek şekilde bozabiliyorum ? Hatalı kullandın.

1- Hatalı kullandığımı nasıl  ıspat edebilirsiniz ?

2- Hatalı kullanmadığımı söylüyorsam bana neden inanılmıyor ?

3- Patlayan veya hatalı olduğu anlaşılan piller ‘in Türkiye de toplatılması neden yapılmıyor ?
diyede ben sorarım.

Ya da

Bir sabit diski  yere düşürünce  meydana gelen hasar nasıl oluyorda garanti dahilinde gideriliyor bununda bir izahını istiyorum.

Kısaca düşük kaliteli malzemeler ile üretilen cihazların kullanımında meydana gelen sorunlar yüzünden bizleri   sorumlu tutmanızdan BIKTIK ve USANDIK.

Aynı şekilde cep telefonu içinde söyleyecek birkaç lafım var. Cihazda SIVI teması dediğinizde çileden çıkıyorum. Cihazda SIVI teması olması için suya düşmüş olma ihtimalinin yanında kulağınıza  30 dakika boyunca koyduğunuz telefonun el ve kulak teması nedeli ile ısınıp nem yapmasıda söz konusu değilmidir ? O zaman kulağına koyma veya elinle tutma diyecekler vardır. O zaman telefonun  daha korunaklı bir şekilde yapılması gerekmezmi ?

Yeni bir olay.
Yere düşme sonucu ekranı kırılan bir Iphone kullanıcısı arkadaşım bana telefonunu getirdi.Ben normal olarak servise verdim ve onarımının mümkün olup olmadığı ve ücretinin tespitini istedim. Servis tahminimden bir kısa sürede (1 gün) cihaz için 576 TL değişim ücret önerdi. Raporda cihazın ekranının darbe sonucu kırıldığı yazıyordu.Sadece ekranın değişmesininde söz konusu olmadığı belirtildi. Peki neden ? Sorucam bakalım ne diyecekler ?

Senin işin güçün yokmu diye soranlarda olbilir. Elbette var ama birilerinin bunlarlada ilgilenmesi gerekmezmi ?

Yetkili servislerin sahip oldukları alt yapı ve teknik imkanların hangi şartlara bağlı olduğu ve bu konudaki kanun ve yönetmeliklerin neler olduğunuda araştıracağım.

Yorum yok

“MARKA” Olmanın Sorumluluğu.

Türkiye’ deki sözde sanayicilerimiz ve iş adamlarımız  markalaşmnın ne olduğunu öğrenedursun avrupada marka olmanın sorumlulukları yerine getirilmeye çalışılıyor.

Basit bir pet ve cam şişe toplama makinasını eğlence makinasına nasıl çevirebileceğinizi izleyin.

ZD YouTube FLV Player

Buda bir çöp kutusu. Etrafında azda olsa bir kaç çöpe atılmak istenirken kutunun dışına dökülerin nasıl tekrar kutuya atıldığını izleyebilirsiniz.

ZD YouTube FLV Player

Bu video da en eğlenceli olanı. MErdivenler yerine yürüyen merdivenleri kullananların sayısını nasıl azaltabileceklerini düşünmüşler ve bunu yapmışlar.Düşününce bunu sağlık açısından yaptıklarını düşündürüyor.

ZD YouTube FLV Player

Kendisini ülkesine karşı sorumlu hisseden sanayicileri, iş adamlarını, bilimadamlarını, vatandaşlarını görmek için yurt dışına bakın. Hissetmeyenleri görebilmek için çok uzağa gitmeyin.

Yorum yok

BİZ 29 EKİM’ DE NEYİ KUTLUYORUZ ?

Cumhuriyet Bayramı

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun

Çok kısa bir yazı yazmak mümkünmü bu konuda ? Evet.Türkiye Cumhuriyetinin içerisinde bulunduğu bu durumun resmedildiği tabloya bakmak bile insanın içini yakmıyormu ?

Sokağa çıkın ve cumhuriyetimize sahip çıkın.Yoksa; yoksa sonra birilerine  boyun eğmek zorunda kalacağız.

Çocuklarınıza bu cumhuriyet nasıl kuruldu anlatın. Dedelerinizin nasıl savaşta öldüğünü anlatın.Bu topraklarda kimlerle savaşıldığını anlatın. Ayaklarına ve üzerlerine giydiklerinde kendilerini iyi hissettikleri  o markaların düşmanlarımıza nasıl destek verdiğini anlatın. Özendikleri insanların aslında bir hiç örnek almaları gereken insanın Atatürk olduğunu anlatın.

Ya da biz  susmaya devam edelim ve genç nesillerin  geleceğini ipotek altına alıp ölüp gidelim ya da bu cumhuriyete sahip çıkıp ölümsüzleşelim.

Eğer biz bir insan gibi yaşamak istiyorsak diğer dünyadan daha fazla düşünmemiz gereken bu dünyayadaki yaşamımıza sahip çıkmalıyız.Ne zaman dünyada Ulus devlet kavramı son bulacak ki bu şuanki düzende imkansız o zaman Cumhuriyetimize sahip çıkmak için bir çaba içerisinde olmayız.Çünkü artık savaş bitmiş, açlık sorunu çözülmüş ve herkes dünya  ekonomisinden eşit oranlarda faydalanmaya başlamıştır.Bu insanlığın varabileceği en üst noktalardan biridir ve buna bence daha çok zaman vardır. İşte biz bu zamana kadar bağımsız olarak yaşamak istiyorsak Cumhuriyetimize sahip çıkmak zorundayız.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramınızı Kutlu Olsun.

Yorum yok

Bilinç

Doğrusu bilmeden veya araştırmadan birşeyler yazmak bana göre değildir.

Bilinç konusunda küçük bir araştırma yaptım google da. Tabi herşeyde olduğu gibi bu konuda da internette yayınlanmış doyurucu bir Türkçe kaynak bulunmamakta.

Bilinç konusunda bulduğum bir  elektronik kaynak.

http://www.kuantumbeyin.com/index.php?option=com_content&view=article&id=111&Itemid=55

Okumanızı öneririm. Sonrada etrafınıza başka bir gözle bakmaya başlayacağınıza eminim.

Birde Türk bilim insanlarımızın yaptığı çalışmaları Türkçe olarak  elektronik ortama kazandırmaları konsunda yeni bir bilinç geliştirmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Yorum yok

Yeniden Merhaba

Bir yıldan biraz fazla zamandır kapalı olan bloğumdaki internet yazarlığıma yeniden başlıyorum.

Önceki yazılarımın birçoğu ilerleyen zaman içerisinde güncel gelişmeleride kapsayarak yeniden burada yer alacak.

Genel  ve tıbbi bilişim teknolojileri konularında yer alacak yazılarımın yanı sıra Türkiye de bilişimin ilerlediği yol üzerinde yaşanılan sorunlarıda burdan aktarmaya çalışacağım.

Saygılarımla
İlker İLGEN

Yorum yok