Domuz “Kripi”

Buda ne demek İlker demeyin bende bilmiyorum. Dört yaşındaki yiğenim onu öpmek istediğimde İlker öpme domuz kripi var diyor.

Bir çocuğun bile psikolojisini bozmayı başaran bu mikrobun bu kadar abartılmsı ve insanların korkutulmasının  bir oyunun parçası olduğunu düşündürüyor.

Dünyda bir sürü hastalık var hergün binlerce kişinin yakalanıp öldüğü. En tehlikelisi ve eskisi AIDS. Bu konudaki bilgilendirme çalışmalarının azaldığını görüyorum.

Birkaç gün önce bir arkadaşımı ziyaret ettiğimde biraz rahatsız olduğunu gördüm ve el sıkıştık ve şansımızı öpüşerek zorlamadık. Yalnız şu bir gerçek kendisinin el yıkama konusundaki titizliğini bilmeseydim kesinlikle elimi bir mazeret uydurup yıkamaya giderdim.

Peki Domuz kripinden korkmuyorsun ama bu ölenler neyin nesidir ? Hergün yüzlerce insan ölüyor. Her insanda birçok mikrop hali hazırda vucudu tehdit ediyor.Kimi vucudun direncinin düşmesini bekler kimi kulukça dönemini geçirip vucudu taşıyıcı olarak kullanır kimi ise varlığını belli edip sizi hasta eder.

Sonuç itibari ile Dünyada domuz gribinden ölen insan sayısını bir kenar koyun Aids ve onun gibi birçok hastalıklara karşı bilgilenin, bilinçlenin ve etrafınızı bilgilendirin derim.Çünkü domuz gribi önümüzdeki sene ayakta atlatabileceğiniz bir hastalık olucak ama diğerleri için bunu söylemek şimdilik söz konusu değil.

Yorum yok

Kelly Clarkson

Türkiye de benzerleri yapılan yıldız sondajlarından çıkan bir şarkıcı Kelly Clarkson .

2002 yılında yapılan yarışmada birinci olan Kelly C. RCA ile yaptığı albüm anlaşması ile üne kavuştu..Ayrıntılar burada.
Kelly baktığınızda Türk kadını gibi .Şarkıyı ilk kez geçen gün tv de izlediğim yerli bir programda duymuştum.Söyleyen çok iyi değildi ama yinede fena değil.

ZD YouTube FLV Player

Yalnız depeche mode ‘un Surrender şarkısı gibi olmasada Kelly ‘nin de Surrender şarkısı hoşunuza gidebilir.

ZD YouTube FLV Player

Şuan piyasadaki albümünden bir şarkısı radyolarda ve müzik kanallrında çalmakta. Kelly Clarkson Already Gone..

ZD YouTube FLV Player

Buda beğendiğim diğer şarkısı.Anytime.

ZD YouTube FLV Player

Bu arad şunu farkettim youtube ve dailymotion gibi sitelerde yasal olmayan içerikler ciddi bir şekilde filitrelenmiş.

Yorum yok

“MARKA” Olmanın Sorumluluğu.

Türkiye’ deki sözde sanayicilerimiz ve iş adamlarımız  markalaşmnın ne olduğunu öğrenedursun avrupada marka olmanın sorumlulukları yerine getirilmeye çalışılıyor.

Basit bir pet ve cam şişe toplama makinasını eğlence makinasına nasıl çevirebileceğinizi izleyin.

ZD YouTube FLV Player

Buda bir çöp kutusu. Etrafında azda olsa bir kaç çöpe atılmak istenirken kutunun dışına dökülerin nasıl tekrar kutuya atıldığını izleyebilirsiniz.

ZD YouTube FLV Player

Bu video da en eğlenceli olanı. MErdivenler yerine yürüyen merdivenleri kullananların sayısını nasıl azaltabileceklerini düşünmüşler ve bunu yapmışlar.Düşününce bunu sağlık açısından yaptıklarını düşündürüyor.

ZD YouTube FLV Player

Kendisini ülkesine karşı sorumlu hisseden sanayicileri, iş adamlarını, bilimadamlarını, vatandaşlarını görmek için yurt dışına bakın. Hissetmeyenleri görebilmek için çok uzağa gitmeyin.

Yorum yok

CMYLMZ ‘ın HAZIR CEVAPLILIĞI SADECE BİZE.

Kanalları ZAP larken bir magazin programında CMYLMZ ‘ın yeni tiyatrocu sevgilisi ile ilgili haberi veriyorlardı . İlgimi çeken Ergenekon ve açılım hakkındaki düşünceleri sorulduğunda dersini iyi çalışmamış bir öğrencinin öğretmenine veridği tutuk ve kaçamak cevaplar gibi cevplar vermeye başlamasıydı.. “Şimdi yürürken nasıl böyle bir konuda fikrimi beyan edeyim” gibi birşeyler gebeledi ağzında.

Başka birşeyde beklenemezdi. Şu aralar hükümete ve çankaya ‘ya  birşey söyleyenin başı dertten kurtulmazken CMYLMZ ‘ın böyle bir gaflet ve dalalet içerisine girmesini beklemek aptallık olur onun gibi zeki olduğunu düşünen biri için.

Şahsen ben politik görüşü şu ya da bu fark etmez ne olduğunu bilmeidğim insnalarla konuşmak istemem. CMYLMZ çıkıp ben şuu görüşteyim demediği sürecede kendisinin çevirdiği veya yayınlanna hiçbir yayınını izlemeyeceğim. Aman yaw CM ‘in de çok umurundaydı diye düşünebilirsiniz ama önemli olan onun değil benim ne düşündüğümdür.

eğer biri kalkıp ben bu ülkede bir sanatçıyım diyorsa bu ülkenin olaylarına kayıtsız kalamaz. Bunun dışındakiler  iki kere iki 5 eder demek gibi birşeydir bence.

Bir ülke karanlığa sürüklenirken son model arabasının farları nereyi aydınlatacak bilemiyorum.

Yorum yok

10 KASIM

Bugün 10 Kasım değil biliyorum. Ancak toparlıyorum kendimi doğrusu .

10 Kasım ilk defa ilkokuldayken okuduğum bir şiirle benim için önem kazanmaya başlamıştı. Henüz dördüncü sınıftaydım ve ilk defa diğer öğrencilerin karşısına çıkıp 10 Kasım şiirini okumuştum babamın yazdığı.

Ne olurdu bir kere görseydim
Gök mavi gözünü
Bir kere dinleseydim gönül açan sözünü
Yasım her gün artıyor
En derinden derine
Gam yemezdim ölseydim
O gün senin yerine
10 Kasım ‘a düşmanım bunu duydum duyalı
İndi bayrak yarıya al kan ile boyalı
Yüreğimin duruşu
Dursun bütün yürekler
Yapsın saygı duruşu.

Kendime şu soruyu sordum. 10 Kasım da Atatürk gibi bir lider Avrupada anılıyor olsaydı ne olurdu diye.
Sanırım çok düşünmeyede gerek yok. Hayat dururdu.

Bizde ne oldu ?

Cumhuriyet meydanında katıldığım küçük törende  İstiklal Marşı  sanki düşman işgali altındaki şehirde yaşayan insanların birbirleriyle fısıldaşarak konuşması gibi okundu.

Orta okuldayken müzik öğretmenimizin istiklal marşını hakkıyla okunması için sarfettiği çabanın önemini şimdi daha iyi anlıyorum.
UYANIN EY TÜRK MİLLETİ.
Korkutulmuş, sindirilmiş, karamsar, umutusuz ve  inançsız bir millet yaratılıyor bizden.

Katılmak istemeidğiniz o Cumhuriyet bayramlarını ve 10 Kasımları çok arayacağınız bir döneme girdiğimizi nasıl fark edemiyorsunuz anlamak mümkün değil.

İzindeyim Atam.

Yorum yok

BİZ 29 EKİM’ DE NEYİ KUTLUYORUZ ?

Cumhuriyet Bayramı

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun

Çok kısa bir yazı yazmak mümkünmü bu konuda ? Evet.Türkiye Cumhuriyetinin içerisinde bulunduğu bu durumun resmedildiği tabloya bakmak bile insanın içini yakmıyormu ?

Sokağa çıkın ve cumhuriyetimize sahip çıkın.Yoksa; yoksa sonra birilerine  boyun eğmek zorunda kalacağız.

Çocuklarınıza bu cumhuriyet nasıl kuruldu anlatın. Dedelerinizin nasıl savaşta öldüğünü anlatın.Bu topraklarda kimlerle savaşıldığını anlatın. Ayaklarına ve üzerlerine giydiklerinde kendilerini iyi hissettikleri  o markaların düşmanlarımıza nasıl destek verdiğini anlatın. Özendikleri insanların aslında bir hiç örnek almaları gereken insanın Atatürk olduğunu anlatın.

Ya da biz  susmaya devam edelim ve genç nesillerin  geleceğini ipotek altına alıp ölüp gidelim ya da bu cumhuriyete sahip çıkıp ölümsüzleşelim.

Eğer biz bir insan gibi yaşamak istiyorsak diğer dünyadan daha fazla düşünmemiz gereken bu dünyayadaki yaşamımıza sahip çıkmalıyız.Ne zaman dünyada Ulus devlet kavramı son bulacak ki bu şuanki düzende imkansız o zaman Cumhuriyetimize sahip çıkmak için bir çaba içerisinde olmayız.Çünkü artık savaş bitmiş, açlık sorunu çözülmüş ve herkes dünya  ekonomisinden eşit oranlarda faydalanmaya başlamıştır.Bu insanlığın varabileceği en üst noktalardan biridir ve buna bence daha çok zaman vardır. İşte biz bu zamana kadar bağımsız olarak yaşamak istiyorsak Cumhuriyetimize sahip çıkmak zorundayız.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramınızı Kutlu Olsun.

Yorum yok

Korumalı: Aşk ? (Güncel)

Yazı parola korumalı. Yazıyı görmek için parolanızı girin:


1 Yorum

MFP’ ler ve Yazıcı Sunucuları

Bilgisayar kullanıcılarını en çok üzen konulardan biridir yazıcı paylaşımı. Yazıcının bağlı olduğu makinada her seferinde sorun çıkar ve yazıcıdan çıktı almak işkence olur.

Bu nedenle birden fazla bilgisayarın kullanıldığı ortamlarda ethernet bağlantılı yazıcı veya print server(PS) kullanımını önerirdim.Yazıcıyı kullanmak için bir bilgisayara bağlı olmaktan kurtaran bu cihaz ile ayrıca internet üzerinden de çıktı almak mümkün oluyor.Böylece siz dışarıdayken sekreterinize e-posta ve direkt görebilmesi için bir yazı gönderebiliyorsunuz.Tabi bu özellik bazı yüksek kapasiteli yazıcılarda bütünleşik olarak gelebiliyor veya opsiyonel olarak sunulabiliyor.

Yalnız herşeyde sorun olduğu gibi bu cihazlarda da bazı sorunlar olmuyor değil .Benim yaşadığım en sonki olay MFP ( çok fonksiyonlu yazıcı) larda PS kullanımı oldu. CNET ve Digitus ile başarısız denemelerden sonra biraz nette dolaştım ve çözümü buldum. MFP yazıcılarda kullanılan PS ler normal yazıcılardan farklıymış. Yazıcıyı her ne kadar PS üzerinde görebiliyor olsanızda çıktı alamıyorsunuz.

Bu konuda Digitus 2un Türkiye dağıtıcısı uygun modeli bildirdi ve siparişimi verdim.Gelen cihaz MFP ler içindi ve hemen denedim ve sonuç Konica için olumsuz oldu.

Öncelikle MFP kurulumu için hl neden bir Windows uygulaması yazılıyor sdece anlmış değilim. Linux kullnıcılrı herşeyi çok iyi biliyor onlr daha bilgili ve beceriklimi ? Ya da MAC kullanıcıları ? Herneyse.

PS nin modemin DHCP sinden aldığı IP adresine bakıp web arayüzünden bağlandım ve gerekli ayarları yaptım. İlginç yazıcıyı görüyor ve hazır diyordu. Yazıcıyı makinama tanıtıp bir çıktı gönderdim ama yazdırma işlemi bşrısız dedi.Önce kullandığı portları Windows firewall dan açtım sonra protokolleri üzerinde klavuzda belirtilen ayarları yaptım ama TIK yok.

Sonuç.

Yazıcınız tüm protokolleri desteklesede kendisine bağlnan herşeyi desteklemeye biliyor. Bu nedenle PS kullanmdan önce internette biraz araştırıp yazıcınıza en uygun PS üreticisini bulmanızı önerirrim.Yoksa saç baş yolabilir tüm gününüzü harcayabiirsiniz.

Cihazı iade etmek yerine başka bir yazıcıda kullanmak için elimde tutmuştum ve bir arkadaşım Xerox bir MFP için PS ye ihtiyacı olduğunu söylediğinde hemen verdim ve denemesini istedim. Sonuç olumlu olmuş.Hemde hiçbir ayarı değiştirmeden yaptığı ilk denemede çalışmış. Windows Firewall dan ayr yapıp yapmadığını sordum yapmdığını söyledi.Benim yaptığım ayarın PS nin Windows uygulaması için gerektiğinide anlamış olduk.Bu yazılım yazıcının IP adresi değişsde onu bulmanızı sağlıyor ve gönderdiğiniz çıktıları ve yazıcı durumunu size bildiriyor.

Ben sorunu yazıcıya yakın makinaya Ubuntu kurarak hallettim. Sekreterin kullandığı ve sunucuya terminal bağlantıdan başka bir işe yaramayan PC de windows kullanmanın anlamsızlığını yazıcıya CUPS sunucusu ile bağlanıp diğer kullanıcılara konforlu bir çıktı albilme imkanları ile  giderdim.

Linux iyiki varsın.

Yorum yok

Google ANDROID

Evet beklenen işletim sistemli ilk telefon Türkiye ye geldi. Satışa sunulan Google Android yüklü Samsung i7500 modeli ile kullanıcıların ve meraklılarının beğenisine sunuldu.

Birçok donanım üreticisinin desteklediği Android mobil işletim sistemi kısa sürede çok sayıda cihazda kullanılmaya başlanmış durumda.

Benim dikkatinizi çekmek isteidğim konu Google ‘ın bu işletim sistemi için neden bu ismi  kullanmış olmasıdır ? Android organik olarak kazandırılmış insansı özellikleri içerisinde barındıran bir çeşit robot tur. Google burda insan ve makine ilişkisini en iyi tanımlama konusunda bir çaba sarf etmiş ve sisteme Android ismini vermiş giibi görünüyor. Herşey insan temellidir ve bir insanın yaptığı bir işi hiçbir zaman bir makine veya yazılım tam anlamıyla yapamaz dan yola çıkıldığını düşünüyorum.Google burda bu insiyatifi kullanma konusnda bir adım atmış ve tamamen kulllanıcılarının istek ve ihtiyaçlarını karşılayan bir işletim sistemi yine insanlar tarafından yönetilen bir dizi hizmetle eşleştirmiş.

Google Adroid ‘in en insansı mobil işletim sistemi olacağıın düşünüyorum.Windows Mobile alternatifi olarak görenler veya görebilecekler olaiblir onlara cevabım uğraşmayın boşuna dır.Çünkü Android en başta Açık Kaynak Kod yapısıyla üretici ve kullanıcı bağışıklığını en baştna sağlamıştır.Bu konuda Apple ‘ın Iphone yazılım üreticilerininde Android ‘e sıcak bakacağını düşünüyorum.

Sahiip olduğum ve kullanımında Windows tanmı yoksa donanımdan mı olduğunu  anlayamadığım sorunları olan  Toshiba G500 ‘den terfi için beklediğim Android hakkındaki ayrıntıları ve düşüncelerimi en kısa zamanda sizlere aktaracağım yalnız şu bir gerçekki Google ne yaparsan çok iyi yapıyor ve bu konuda yerli bilişim firma sahiplerimiizin artık ciddi birşeyler yapmaları gerektiğini düşünüyorum.Yerli firmaların yabancı firmalara olan bağımllıklarını azaltmamaları durumunda sonlarının çok iyi olmadığını görebilmek için görme yetisine  değil düşünebilme yetisi olan bir beyne sahip olmak yeterlidir.

Yaşasın Özgürlük

Google, Android, Microsoft, Windows Mobile ,Toshiba, Apple, Iphone markaları ilgili firmaların tescilli markalarıdır.

Yorum yok

Geçiçi Ülkemiyiz ?

Tarih boyunca tüm milletler gittikleri her yere kendilerinden bir iz bırakacak çeşitli eserler bırakmışlardır. Kaleler,Şatolar Camii ler, Kliseler,Havralar, Opera ve tiyatro binaları yapmışlardır.

Yurt dışına gidenler daha iyi bilirler birçok devlete ait bina tarihidir ve korunarak kullanılmaktadır.Özellikle sanatsal faliyet gösterecek binalarda tarihidir ve özenle korunarak kullanılmaya devam edilmektedir.

Türkiye de ise durum çok farklıdır. Ben kendi şehrim olan izmir’de gördüğüm bazı olumsuzluklardan bahsedeceğim.

Tarihi havagazı fabrikasının yıllar boyunca otobüs tamirhanesi olarak kullanılmasının ardından uzun süre kendi haline bırakılması ile başladı bu gözlemim.Öyleki binaya ait tuğla örne bacanın izmir’in onca kez geçirdiği depremlere dayanabilmesi bile onun korunması gerektiğine inandırmıştı beni. Her önünden geçişimde buraya birşey yapılmalı burası tekrar kullanıma açılmalı diyordum. 150 sene önce Fransızlar tarafından inşa edilmiş bu fabrika artık bir şekilde kamuya geri kazandırılmalıydı ve geç kalınıyordu.

Agora. Burası için ne söylenebilinirki ? MÖ 133 yıllarına dayanan tarihi kalıntıların üzerine halkın bin ayapmasına göz yumulmasınamı birşey söylenebilir yoksa bizzat dönemin belediye başkanı  tarafından yapılan estetik yoksunu çirkin otoparkın inşa edilmesinemi ?

Peki ya Kadifekale ? Kahverengi taşlardan örülmüş bir kadife gibi görünen ve amozon kadınları tarafından kullanılmış İzmire’e en  tepeden bakan bu mehteşem yapının durumu için ne söyleyebilir ?

Hadi herşeyi bir kenera bırakın. Eşrefpaşa pazar yerinin durumu nedir ? Pazar yerine gelen esnafın tuvalet ihtiyacını giderebileceği  yer bulamadığı için yer altı geçidini kullanmalarına yıllarca göz yuman ve artık bunu kanıksayıp pazartesi günleri orayı vidanjörle yıkayan sevgili izmir belediyesi  orası için ne yapmış olabilir ? Geçiçi birşey tabiki  . Konserlerden önce stadyum etrafına konan plastik kulubelerden koymuş olabilirlermi ?

Bumudur çözüm ? Çözüm oraya sadece insanların ihtiyaçlarını  giderecek birşeyin konmasımıdır ektrafı kapalı ? O zaman yer altı geçidine bu iş için kullanmaya  devam edelim.Nasıl olsa orayı gerçek amacı için kullanabilen insan yok denecek kadar az kokudan ve korkudan dolayı.

İzmir belediyesi ancak ve ancak yaptığı bir iki projeyi gözümüzün içine sokana kadar uğraşmayımı iş ediniyor kendisine ? Tamam  havagazı fabriksını restore ettiniz.Tamam  seçime ramak kala Adnan Saygun’u yetiştirdiniz Doğal yaşam parkı yaptınız .Çok güzeldi.Bunların hepsi yapılmalıydı gerekliydi her ne kadar geç kalınmış olunsada.Her ne kadar Hükümet kaynak vermiyor olsada.

Peki ya sonrası ? Pazar yerine bir umumi tuvalet yapamayacak durumdamıdır İzmir Büyük Şehir Belediyesi ? Pazaryerinide geçelim Gümrük baş durakların arasına konan kulubeler nedir lütfen söylemisiniz ? Peki bilet gişeleri ? Bu kadarmı estetik yoksunuyuz ?

Belediye otobüsleri için söylenecek okadar çok konu varki . Pisliklerinden tutunda, bakımsızlıklarına, zamanlamalarından güzergahlarına kadar herşey baştan sağma günü kurtarma için yapılmış sanki.Hele hareket memurlarının bulundukları ortamda diğer mesai arkadaşları ile yaptıkları ve görüdğümde bu adamı kim belediye görevlisi yapmış sporcu yapıp güreşe gönderelim harcanmasın diyesim geliyor.Vatandaşlara davranışlarından yürüyüşlerine ve  konuşmalarına kadar bir belediye görevlisi olma vasfını taşıyıp taşımadığını düşündürmüyor değil insana.

Öyleki bir belediye otobüsünde şöför SOPA ile araç kullanıp etraftaki bazı hata yapan araç sürücülerine Belediye otobüsü ile ders vermeye kalkabiliyorlar.Buna dur diyebilecek bir yetkili bile bulamıyorsunuz.

Zabıtanın durumunu zaten ne söylesek boş .Seyyar satıcıların peşinde kedi fare kovalamacası oynarlarken el koydukları araç sahiplerine karşı yaptıkları  davranışlar cabası. Akşam YKM önündeki seyyar satıcılar nasıl belediyenin gözünün içine baka baka satış yapabiliyorlar sorusunada cevap bulabilmiş değilim .

Metro inşaatına hiç girmeyeceğim. Bari çıkıp bir açıklama yaparlar diye bekledim  durdum aylarca ama beleidyeden ses seda yok. Bittiği gün kopacak yaygaraların büyüklüğü  kadar sessiz kaldılar ve bizde İzmir halkı olarak malesef seyirci kaldık.

Durup düşününce yok bunların bir farkı birbirlerinden diye bir sonuca varıyor insan ama . Elbette bir fark var ama bunu parti değil İZMİR liler yaratıyor.

Seyyar satıcılarla başa çıkmak için zabıtayı sokaklara göndermek yerine  İzmir halinin önüne koysalar herhalde bir sorun kalmayacağını ben düşünebiliyorken  diğerleri nasıl düşünemiyorlar sorusunun cevabını bulabiilirmisiniz ?

İzmir de toplu taşıma araçlarını kullanan kesim ile araç sahiplerinin yaşadığı izmir arasındaki fark gelir düzeyi ile orantılı. Parası olan arabasıyla işe gidip geliyor veya geziyor.Olmayan otobüse veya metroya biniyor. Neden İzmir belediyesi toplu taşıma araçlarını genel kullanıma uygun hale getiremiyor ? Bunu neden planlamıyor ?

İzmir uzun zamandır  kendisine yakışır ne bir belediye başkanı nede bir vekil seçebilmiştir. Herşey geçe kondu mlisali bir şehirde ve ülkede yaşayıp gideceğiz. Taki birileri sahip çıkana kadar.Umarım bu bizler yani Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları oluruz.

Yorum yok